Teşekkür, tebrik ve takdir ziyareti

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 31 Mart Seçimleri sonrası ziyaretlerini sürdürüyor. Bu bağlamda Karabük Belediyesini ziyaret eden Bahçeli, “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde partimizin siyasi sorumluluğuna emanet edilen belediyelerimizi ‘Teşekkür-Tebrik-Takdir’ temasıyla planladığımız ziyaret programlarının beşinci durağında Karabük’teyiz” diye konuştu.  Bahçeli, “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren, belediye başkan adaylarımızı destekleyen Karabüklü […]

Teşekkür, tebrik ve takdir ziyareti
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 20 Temmuz 2019 - 15:00 'de eklendi ve 179 kez görüntülendi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 31 Mart Seçimleri sonrası ziyaretlerini sürdürüyor. Bu bağlamda Karabük Belediyesini ziyaret eden Bahçeli, “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde partimizin siyasi sorumluluğuna emanet edilen belediyelerimizi ‘Teşekkür-Tebrik-Takdir’ temasıyla planladığımız ziyaret programlarının beşinci durağında Karabük’teyiz” diye konuştu. 

Bahçeli, “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nde Milliyetçi Hareket Partisi’ne oy veren, belediye başkan adaylarımızı destekleyen Karabüklü kardeşlerime teşekkür ediyorum. 31 Mart seçim sürecinde gıpta edilecek bir mücadele ruhuyla çalışan tüm dava arkadaşlarımızı ve parti teşkilatlarımızı samimiyetle takdir ediyorum. Ne mutlu sizlere ki, ‘Hizmet kervanı durmasın sürsün’ dediniz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak güveninizi boşa çıkarmayacağız. Desteğinizi heba etmeyeceğiz. Karabük için dün çalıştık, yine çalışacağız. Karabük’ü umutlarıyla geleceğe taşıyacağız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin mahalli idarelerdeki marka değeri çok yüksektir, kaldı ki bunun ispatı Karabük’tür. Karabük desteğini esirgemedi, biz de bu güzel şehre hizmetkârlıkta sınır tanımayacağız. 31 Mart’ta seçilen Belediye Başkanlarımıza güveniyorum. Üstlendikleri tarihi görevi layıkıyla yapacaklarına yürekten inanıyorum “ dedi.

“Yeni hükamet sisteminden geriye dönüş yoktur” 
MHP lideri Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemiyle çelişkilerin aşıldığını, marazi dirençlerin kırıldığına dikkat çekerek şöyle dedi: “Türkiye bütün meselelerini, bütün talep ve eksikliklerini yeni sistemin sunduğu imkanlar kapsamında çözüme kavuşturacaktır. Cumhur İttifakı bunu teminle hem tarihe hem de geleceğe karşı mesuldür. Ülke yönetiminin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne uygun planlanması istikrarlı şekilde devam etmektedir. Çelişkiler aşılmakta, marazi dirençler kırılmakta, uyum sorunları giderilmektedir. Çok şükür aşı tutmuş, Türk milleti Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle Cumhur İttifakı’na karşı takdir ve teveccühünü muazzam şekilde göstermiştir. Türkiye’nin bekası ve yeni hükümet sisteminin geleceği için 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’nin Cumhur İttifakı’nın beklentilerine uygun olacak şekilde neticelenmesi de müspettir, memnuniyet vericidir. Karabük bu hususta övülecek bir duruş sergilemiştir. Mahalli idarelerdeki başarı ve artarak devam eden hizmet kervanı milletimizin yeni hükümet sistemine inancını ve itimadını da güçlendirecektir. Belediye yönetimleri milli beraberliği temellendirecek, aynı oranda destekleyecektir. Konu Türk milletinin var oluş mücadelesiyle ilgilidir. Hata yapma lüksümüz yoktur. Gevşemeye, gecikmeye, ihmale, irade eksikliğine hakkımız olamayacaktır. Karabük kefildir ki, belediyecilik ufkumuz dar ve kısa menzilli değildir. Belediyecilik faaliyetlerimizin merkezinde tamamen insan vardır. İnsanımızın mutsuz olduğu yerde biz rahat bulamayız. Aziz milletimin ve siz Karabüklü kardeşlerimin derdi derdimiz, sorunu sorunumuzdur. Sizler şahitsiniz, bizim belediyecilik anlayışımızda dürüstlük, gönül, sabır, samimiyet, cömertlik ve sevgiyle sorunlara odaklanmak vardır. Akılla yoğrulan, vatana hizmet aşkıyla çarpan yürekler mutlaka her sorunu aşacak gücü kendilerinde bulacaklardır. Hamdolsun bu erdem, bu haslet, bu nitelik Milliyetçi Hareket’in kadrolarında fazlasıyla mevcuttur. Bahane değil çözüm üreten, milletimize rağmen değil milletimiz için yapılan her gayreti takdir ve tebrikle karşılamamız bundandır. Hiçbir endişeniz olmasın, emanetiniz tekraren emin ellerdedir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin inançlı kadroları sizlerin talep ve beklentilerini karşılamak üzere sadece Karabük’te değil, vatanın her köşesinde gecesini gündüzüne katacaktır. Verdiğimiz sözleri tutacağız. Vaatlerimizi yerine getireceğiz.”

“AB’nin amacı bellidir. Türkiye’ye karşı tenakuzlarla örülmüş tutumu bilinmektedir”
AB’nin Türkiye karşı tutumunu yineleyerek hatırlatan Bahçeli, “Düşmana göz yummak vebaldir, vahim bir sapmadır. Aynı zamanda zulme rızadır, zorbalığa refakattir. AB’nin amacı bellidir. Türkiye’ye karşı tenakuzlarla örülmüş tutumu bilinmektedir. Ve de AB asla dost olmayacaktır. Çocuklarını Türkler geliyor diye korkutan bir medeniyet yaralıdır, yozlaşmıştır, manen yıkım içindedir. Rumların 2003’te Mısır’la, 2007’de Lübnan’la, 2011’de İsrail’le imzaladığı tek taraflı Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlama Anlaşmalarının geçerliliği, bu anlaşmalara dayalı olarak Doğu Akdeniz’in parsellenmesi ahlak, adalet ve hukuk ilkelerini yok saymaktır. Rum yönetiminin sözde Münhasır Ekonomik Bölgelerde gaz arama ihalelerini bilhassa Amerikan, Fransız ve İtalyan şirketlere vermesi kurnazlıktır, kurgusu ince işçilikle yapılan alçak bir tuzaktır. Şımarık ve şuursuz Rumların yasa dışı faaliyetlerini sahiplenen AB ve ABD’nin Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinden kaygı duymaları, engel çıkarmak için devreye girmeleri ne müttefiklik anlayışıyla, ne de hayatın ve tarihin gerçekleriyle bağdaşmaktadır. Ada devletlerin kıta sahanlığı yoktur. Münhasır Ekonomik Bölge İlanı için ada devletlerinin uzlaşması şarttır. Türkiye için Doğu Akdeniz egemenlik konusudur. Egemenlik demek devlet olmak demektir, bağımsızlık demektir. Rumların parsellediği alanlar Türkiye’nin kıta sahanlığı ve Kıbrıs Türklüğünün deniz sınırlarıyla çakışmaktadır. AB’nin bu gerçekleri bilmemesi imkansızdır. Buna rağmen Türkiye aleyhine yaptırım kararları alması bayağılıktır, beyhude çırpınıştır, skandal bir çarpıklıktır. Doğu Akdeniz’de tek yanlı adımlar atmak ateşle oynamaktır. Türkiye’yi siyasi ve ekonomik yaptırımlarla terbiye edeceğini zanneden gafiller hadlerini bilsinler, sömürgeci hayasızlığın ağır bedelleri olacağını akıllarından kesinlikle çıkarmasınlar. AB’nin çürük yaptırım kararlarının demokrasiyle alakası yoktur. Özgürlüklerle ilgisi yoktur. Hukukla en ufak bağı yoktur. Türkiye’nin gözü korkmaz, hesap hatası yapıp korkacağını düşünen zalimlerin Türk milletinin kudret ve kuvvetiyle akıllarını başlarına almak zorunda kalmaları da tarihi bir vakıa ve vesikadır. Fatih, Yavuz ve Barbaros’tan sonra Oruç Reis isimli sondaj gemimiz sefere de, göreve de hazırdır. Doğu Akdeniz’de bulunmak hakkımızdır. Hakkımızı çiğnetmeyiz, hakkımızdan vazgeçmeyiz, hakkımız üzerinde pazarlık yapmayız, yaptırmayız” diye konuştu.

“AB aklını başına almalıdır, bindiği dalı kestiğini görmelidir”
Bahçeli, “Rum yönetimi provokasyonlara bel bağlamaktan uzak durmalıdır. Doğu Akdeniz’de Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku ve Türkiye’nin egemenlik hakları çerçevesinde ya bir yol bulunacak, denge ve istikrar hakim olacaktır ya da tarih ve beşeriyet önünde olacakların sorumluluğu Rum yönetimi ile AB’nin sırtına yüklenecektir. Kıbrıs vatandır. Kıbrıs Türklüğü yalnız değildir, sahipsiz değildir, kimsesiz değildir. Türkiye süratle AB’ye karşı zincirleme yaptırımları hazırlamalıdır. Tamamen macera ve mihnete dönen, yalan ve aldatmadan ibaret bir hale bürünen AB üyelik süreci de gerekirse tartışmaya açılmalıdır. Türkiye, AB’ye mahkum değildir. Onursuz bir üyelik süreci, onursuz bir birliktelik hukuku kabulü mümkün olmayan bir alçalma halidir. Kökümüzden koparak, egemenlik haklarımızı devrederek, biz biz olmaktan çıkarak AB’ye gireceksek, diyorum ki, öyle AB de batsın, öyle üyelik de yerin dibine geçsin. PKK’nın arkasında duran bir oluşumun nesine ihtiyacımız vardır? FAO’yu koruyup kollayan bir birlik yapısının neyine muhtaçlığımız olacaktır? Milli gururumuzu inciten, milli haysiyetimizi zedeleyen, Türkiye düşmanlığını ruhunda barındıran AB’yle sancılı ve sorunlu üyelik sürecini nereye kadar taşıyacağız? AB’yle bir yol ayrımına gelinmiştir. AB’yle bir karar arifesinde olduğumuz açıktır. Biz bu deveyi de gütmeyeceğiz, bu diyardan da gitmeyeceğiz. Biz Türkiye’yiz. Biz güçlü ve kendi kendine yetebilecek bir devlet ve milletiz. Başkent Ankara’nın vizyon genişliğine ve jeopolitik müktesebatına uygun olacak şekilde hareket edip dünyadaki şerefli, bağımsız ve bağlantısız yerimizi almalıyız. Hiç kimse bize parmak sallamaya kalkışmasın. Hiç kimse aba altından sopa gösterme gibi bir yanlışa kapılmasın. Türk milletine tehditler sökmez, yaptırımlar işlemez. Doğu Akdeniz’de dalımıza basanın damını yıkarız, önümüze çıkanın ömrüne kast ederiz. Karanlık niyet sahibi her muhasım ülke aklını başına almalıdır. Karabük’ten AB Dış İlişkiler Konseyi’nin 15 Temmuz’da almış olduğu yaptırım kararlarını kınıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türklüğünün uluslararası hukuk temelindeki meşru hak ve çıkarlarının asla yok sayılamayacağını, görmezden gelinemeyeceğini kararlılıkla ifade ediyorum” şeklinde konuştu.

YORUMLAR






    0 YORUM