Özür dileriz Zıpzıp Projesini düşünemedik!

Karabük Belediye başkanı Rafet Vergili düzenlediği basın toplantısında Ak Parti Adayı Burhanettin Uysal’a yönelik son derece sert eleştirilerde bulundu. Başkan Vergili;” Sen karanlıkta bir akşam Karabük’ü terk eder gidersin, bizde Karabük’lülerle devam ederiz” dedi Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili düzenlediği basın toplantısında, Ak parti Adayı Burhanettin Uysal’ın sürekli kendisini mağdur gösteren bir politika izlediğini ve […]

Özür dileriz Zıpzıp Projesini düşünemedik!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 04 Mart 2019 - 16:16 'de eklendi ve 259 Kez Okundu


Karabük Belediye başkanı Rafet Vergili düzenlediği basın toplantısında Ak Parti Adayı Burhanettin Uysal’a yönelik son derece sert eleştirilerde bulundu. Başkan Vergili;” Sen karanlıkta bir akşam Karabük’ü terk eder gidersin, bizde Karabük’lülerle devam ederiz” dedi

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili düzenlediği basın toplantısında, Ak parti Adayı Burhanettin Uysal’ın sürekli kendisini mağdur gösteren bir politika izlediğini ve seçimi farklı bir zemine çekmeye çalıştığını söyledi. Başkan Vergili; “Bu seçim kampanyasında şimdiye kadar şahit olmadığım olaylar cereyan ediyor. Atanmış belediye başkan adayının psikolojisi tamamen bozulmuş. Kendisini mağdur göstermek için söylemediğimiz sözler üzerinden propaganda yürütüyor. Ben bu güne kadar kendisini hiçbir terör örgütü ile ilişkilendirmediğim halde propagandayı böyle bir zemine çekmeye çalışmakta. Yine kendisine bir kez dahi yalancı demediğim halde ben böyle itham edildim diyerek karşı bir saldırı hazırlığı içerisinde. Rektörlük yapmış, milletvekilliği yapmış bir şahıs sürekli olarak bir mağduriyet politikası üretip siyasi çalışma yapmakta” dedi

“Her şeyi ben yaptım algısı yaratıyor”

Uysal’ın Karabük’ü tanımadığını ancak buna rağmen partisinin yetişmiş isimlerinden de faydalanmadığını ifade eden Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili; “Aslı astarı olmayan, yapılması mümkün olmayan projelerle propaganda yürütüyor. Bu projeleri hazırlarken belediyemiz bünyesinde görev yapan son derece değerli Ak Partili meclis üyesi arkadaşlarımıza da danışmamış. Şunu iddialı bir şekilde söylüyorum; 6 yıllık başarılı bir rektörlüğün ardından kendisini şovlarla siyasete hazırlayıp, Karabük’ün hiçbir cadde ve sokağında gözükmeden geçirdiği 3 yıllık başarısız bir milletvekilliğinin ardından bugün, bu güne kadar kapısından girmediği derneklerde, cemiyetlerde siyaset yapmaya kalkışmakta. Karabük’te bu güne kadar alınan müşterek kararların tamamını hiçe saymakta. Karabük’ün milletvekillerinin çabalarının tamamını hiçe saymakta.

Her şeyi ben yaptım algısı yaratmakta. Karabük’ü tanımayan, Karabük’ün kuruluşunu 2 raya bağlamakta. Devletin yapısını bilmeden, rahmetli İsmet İnönü’nün, Fevzi Çakmak’ın Karadeniz insanına gösterdiği vefayı göz ardı etmekte. Çünkü kendisi Karabük’ün yetiştirdiği müstesna insanların görüşlerinden bu güne kadar hiç faydalanmamış, Karabük’ün çamurlu yollarından yürümemiş, insanların çektiği çileleri görmemiş bir adayın insanlara verebilecekleri ancak bu kadar olurdu.” şeklinde açıklamalarını sürdürdü.

“Ben Karabük’ün ortak değeriyim”

Siyasete atılırken geçmişte Karabük’e hizmet eden her siyasi görüşten önde gelen isimlerin çalışmalarını bir çatı altında toplayarak kendisine bir yol çizdiğini de ifade eden Vergili sözlerine şu şekilde devam etti; “Ben tamamen Karabük’e mal olmuş, bütün partilerin oyunu almış, her siyasi görüşten insanın samimiyetini kazanmış ortak bir değeriyim. Çünkü ben bu yola çıkarken; Necmettin Şeyhoğlu gibi, Mehmet Ali Bölek gibi, Osman Natıroğlu ve Hamit Çepni gibi her siyasi görüşten büyüklerimizin bu kent için geçmişte ürettikleri düşünceleri dikkate aldım. Bu değerleri tanımayan, emekçi şehri Karabük’ün işçisinin sıkıntılarını bilmeyen, dayanışmasını görmeyen arkadaşımızın üretebileceği hiçbir politikası yoktu. Hatta geldiğinde vefayı da ortadan kaldırdı, partisinin tüm meclis üyelerini tasfiye etti ve oturup ürettiği gerçek dışı projelerle halka bir şeyler sunmaya çalışıyor. Buna bir örnek verecek olursak; projelerinin birçoğu özel mülkiyetler üzerinde. Bu mülklerin sahiplerinin izni olamadan oraları halka açamazsınız, proje yapamazsınız. Halbu ki kendisi, belediyemiz komisyonlarında görev yapan kendi partisine mensup meclis üyelerine bunları sorsa çok rahatlıkla öğrenebilirdi.

“Tüm kararlarımızı oybirliği ile aldık”

Ak Parti adayının, belediyeye ait yurtların KYK’ye devrine yönelik eleştirilerine yanıt vererek açıklamalarını sürdüren Başkan Vergili; “ Oy alabilmek için bir şeyler söylerken kendi partisini de yıpratıyor. Biz toplum menfaati olduğu zaman kamu zararını hiçbir zaman düşünmeden belediye başkanlığı yaptık. Şimdi diyor ki; ‘yurtları KYK’ya sattı ve belediyeyi zarar ettirdi’ Biz şimdiye kadar belediye meclisinde tüm kararlarımızı oybirliği ile aldık. Biz gariban çocuklar daha ucuz şartlarda konaklasın diye yurtları KYK’ya devrederken benim mecliste çoğunluğum yoktu. 11 MHP’li, 15 Ak Partili, 5’te DP’li arkadaşımız mecliste idi ve tüm arkadaşlarımız hiç tereddüt etmeden bu karara evet dedi ve şimdi çıkmış bunun hesabını sormaya çalışıyor.

Yine Valilik Binasının devriyle belediyeyi zarara uğrattığımızı iddia ediyor. O binanın valiliğe devri teklifi bize o dönemki iktidar partisi temsilcilerinden geldi ve yurtların KYK’ya devrinde olduğu gibi bu kararda oybirliği ile alındı ve bir tek Ak partili arkadaşımızda muhalefet şerhi koymadı.” dedi

“Araç Çayı Projesine DSİ izin vermedi”

2014 seçimleri öncesinde yeni dönem projeleri hazırlanmadan önce Araç Çayı Projesi için Devlet Su İşlerinden izin istediklerini ancak DSİ’nin 2015 yılında kendilerine olumsuz yanıt verdiğini belirten Vergili şöyle devam etti; “2013 yılında Araç Çayı Rekreasyon Projesini hazırlarken Devlet Su İşlerine bir yazı yazdık ve izin istedik. Kendileri de bizden resmi yazı ile proje istedi ve incelemelerin ardından 2 yıl sonra 2015 yılında böyle bir projenin yapılamayacağı cevabını verdi. Biz yurtdışından uzmanlar getirdik, sel tehlikesini ortadan kaldıracağımıza dair garanti verdik ancak DSİ, sel tutma kapanları yapılmadan bu projeye izin vermeyeceğine dair bize yazı yazdı. Şimdi çıkmış kendisi bunu projeleri kapsamına almış. Kendisi geçmişte görev yapmış Ak Partili meclis üyelerimizden fikir alsaydı, inanıyorum ki bu projelerin hiçbirini kendisine yaptırmazlardı ve çok daha verimli projeler üretebilirdi.

Şimdiye kadar 20 tane proje açıklamış. Bunların 11’ini belediyemiz zaten şu anda yapıyor. Geri kalan projelerden birçoğunun yapılabilirliği tartışılır. Çünkü birçoğu özel mülkiyet alanında. Ancak biz Zıpzıp Park Projesini düşünememiştik, bunu düşündüğü için hocamı tebrik ederim.”

“Daha büyük hadsizlik olamaz”

Sultan Abdülhamid Han’a fahri doktora unvanı verilmesine yönelik olarak yaptığı eleştirilere Uysal tarafından verilen cevabı da değerlendiren Başkan Vergili, son derece sert bir yanıt verdi. Başkan Vergili; “ Kendisi söylediğim sözlere son derece hızlı cevaplar veriyor. Bunu yaparken de istismar ediyor, demogoji yapıyor. Bunu kendisine çok görmüyorum. Çünkü kendisi, kendini her şeyin üzerinde gören bir yapıya sahip. Ama 4 yumurta hesabının içinden bile çıkamıyor, ona bile cevap vermeye çalışıyor.

İnsan egolarını bu kadar yüksek tutamaz. Sen hiçbir zaman kendini devletin üzerinde tutamazsın, herkes haddini bilecek, herkes ölçüsünü bilecek. Ben bir yerel siyasetçi olarak hiçbir zaman Sayın Cumhurbaşkanımıza, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’na bir söz söyleyemem, bu benim haddim değildir, ben bir yerel siyasetçiyim. Rektörlük yapmış akademisyen bir belediye başkan adayı haddini bilecek, ölçüsünü bilecek. O bizi hakir görebilir, lise mezunu diyebilir, Koç Holding seni kapının önüne koyardı diyebilir. Ama şunu unutmasın ki, yıllarca başbakanlık yapmış, bu memlekete dürüst siyaseti öğretmiş merhum Bülent Ecevit’te benimle aynı okuldan mezundu.

Şimdi kendi egosuna gelelim; sözleri aynen şu şekilde;‘Biz fahri doktora vererek bir şeyi gerçekleştirdik, Türkiye Cumhuriyetinin o güne kadar gerçekleştirmediği iade-i itibarı gerçekleştirdik’. Cihan padişahının ne suçu vardı da, ne yüz karası vardı da iade-i itibar yaptın. Bugün bu ülkede Abdülhamid Han’a iade-i itibar yapacak tek kimse yoktur. Bir akademisyen olarak haddini bilmen gerekir. Bugün Filistin’de yaşananları 200 yıl önce gören, Osmanlı İmparatorluğuna servet teklif edilmesine rağmen Yahudilerin o topraklara yerleşmesine izin vermeyen bir cihan padişahına iade-i itibar yapmaktan daha büyük bir hadsizlik olamaz.” Dedi

“Profesör olduğu dalı kendisine yakıştıramıyor”

Ak Parti Adayı Uysal’ın değişik söylemlerle algı yönetimi yapmaya çalıştığını da sözlerine ekleyen Vergili, Uysal’ın  ‘2 farklı dalda profesörlüğüm var’ iddialarının yalan olduğunu ifade etti ve şunları söyledi; “Yine bir başka algı yöntemi de; ‘Her şeyi ben yaptım, ilk ben yaptım’ yöntemi. Kendisi diyor ki; ‘ İki yüksek lisans yapmış, 1 doktorası, 1 doçentliği, 2 ayrı alanda profesörlüğü olan biriyim’. Türkiye’nin hiçbir yerinde 2 ayrı alanda profesörlüğü olan hiç kimse yoktur. Ama profesörlük aldığı dalı kendisine yakıştıramayıp, üniversitede bir başka daldan değiştirmiş olabilir.”

 Vergiliden diğer satırbaşları

Kendisi birlikte basın toplantısı düzenlediği Meclis Üyesi arkadaşımızın ismini dahi bilmeden bir program yürütüyor. Mecliste 5 yıl birlikte görev yaptığımız, kişiliği ile, dürüstlüğü ile çok saygı duyduğum İzzet Çelik Beye bütün konuşmasında İzzettin Bey diyerek bir şeyler söylemeye çalışıyor. Ayrıca o toplantıda elinde tuttuğu kağıtta 2017 yılına ait.

Karabük’ü tanımıyor, her şeyi ben yaptım diyor. Herkesin emeklerini çiğneyip geçiyor. Hamit Çepni’lerin, İbrahim Pelenkoğlu’ların, Osman Natıroğlu’ların, rahmetli Mutullah Yolbulan ve Gökşen Yücel’in, Özçelik-İş Sendikasının üniversitenin gelişmesiyle ilgili tüm emeklerini silip, her şeyi ben yaptım bencilliğine devam ediyor.

Ben şuna inanıyorum; 31 Mart’ta hiçi çok zor. Ben Karabük halkının bunların hiçbirine inanacağına ve tevessül edeceğine inanmıyorum. Çünkü ben Karabük halkının ortak bir değeriyim. Bu güne kadar adalet terazisini bozmadan çalıştım ve inşallah aynı şekilde de devam edeceğim. Burhanettin Uysal’a tek bir söz daha söyleyeyim; sen karanlıkta bir akşam Karabük’ü terk eder gidersin, bizde Karabüklülerle devam ederiz.

Eleştirmiş olduğum konu bir halk oyunları konusu değil. Ben milliyetçi ve muhafazakâr biriyim. Ama ben sosyal adalete de çok dikkat eden biriyim. Meclisimizde her siyasi görüşten insan var. O arkadaşımız söylemiş olduğum lafları çok iyi anlamış olduğu halde olayı bir başka boyuta çekmeye çalışıyor. Ben bir mehteran terbiyesinden bahsettim. Mehteran bir marş değildir, ilahi müziklerin başında yer alır. O mehteri Mozart’ın yazdığı marşlarla karıştırıyor. Mehter, yüzbinlerce askeri şahadete yürüten, savaşı yürüten ilahi bir marştır. O mehteri bir marşa bağladıktan sonra benim zaten onunla konuşacak fazla bir şeyim yoktur. Ben kızlarımızın buna alet edilmesini hoş karşılamadım. Madem güzel bir şeydi, neden şimdi devam etmiyor

Seçim kaybetme korkusu olmayan tek adam benim. Ama o seçim kaybettiği zaman bütün siyasi hayatı bitecek. Ben seçim kaybetsem bile yalnızca seçim kaybetmiş olurum. Ancak Karabük ile ilgili yapacaklarım devam eder. Cenab-ı Allah zaten kim doğruysa bu makamı ona nasip eder. Cenab-ı Allah bana bu halka iki dönem hizmet etmeyi nasip etti. Benim en ufak bir tereddüdüm yok, kaldı ki bu olayların hiçbiri benim psikolojimi bozmaz. Ama kendisinin psikoloji öyle bozulmuş ki, 5 yumurta hesabının içinden dahi çıkamadı. O kadar lisanlarından bahseden kişi 5 yumurta hesabını anlayamamış ve anlatamadı da. Benim onu o kadar fazla ciddiye almama gerek yok. Benim psikolojim filan bozulmaz, çünkü benim bu şehre vefam bitmez. O kadar çirkince laflar ediyor ki şaşırıyorum. Yok esnafa şunu yapmışım, yok bunu yapmışım. Ben bu caddelerde tek başıma gezerim. Koruma ile, polisle gezmem, çünkü bütün Karabük beni korur. Bir tarafın ağabeyi, bir tarafın amcası, çocuklarında dedesiyimdir. Onun için bizim psikolojimiz filan bozulmaz. Ama seçim sonunda kendisi nasıl tedavi olur onu bilmem.

 

 

 

YORUMLAR






    0 YORUM