Nasibini almayan kalmadı!

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili BRTV ekranlarında çıktığı bir televizyon programında güncel konulara ilişkin son derece önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Vergili; “Parti ayırmaksızın bölgenin tüm milletvekillerine sesleniyorum; bölgenin haklarını kimseye yedirtmesinler” dedi. Başkan Vergili ayrıca KARDEMİR’deki Bağımsız Yönetim Kurulu Üyelerine seslendi ve “Neden bu işleri takip etmiyorsunuz?” diye sordu Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili Filyos […]

Nasibini almayan kalmadı!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 07 Ağustos 2019 - 14:55 'de eklendi ve 298 Kez Okundu


Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili BRTV ekranlarında çıktığı bir televizyon programında güncel konulara ilişkin son derece önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Vergili; “Parti ayırmaksızın bölgenin tüm milletvekillerine sesleniyorum; bölgenin haklarını kimseye yedirtmesinler” dedi. Başkan Vergili ayrıca KARDEMİR’deki Bağımsız Yönetim Kurulu Üyelerine seslendi ve “Neden bu işleri takip etmiyorsunuz?” diye sordu

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili Filyos Projesiyle ilgili yaptığı açıklamada, Filyos ve Eskipazar OSB’nin bir düşünülmesi gerektiğini ifade ederken, endüstriyel bölgenin bir İskenderunlu firmaya verilmesini de eleştirdi. Bölgenin sessizliğinden ve duyarsızlığından yakınan Başkan Vergili sözlerine şöyle devam etti; “Bir bölgenin kalkınmasını savunmak bambaşka bir olay. Filyos Projesi Karabük, Bartın ve Zonguldak için hayat suyu niteliğinde bir proje. Öylesine dar bir alana yerleşmişiz ki, sürekli yeni yerler arıyoruz. 10 yıldır da biz Eskipazar’ı işaret ediyoruz ve söyleye söyleye çok dar bir alanda çalışma yapıldı ve kapalı devre, tamamen tıkanmış vaziyette beklemede. Zaten Eskipazar OSB Filyos ile birlikte büyür. Çünkü Filyos’a ulaşım demiryolu aracılığıyla çok düşük rakamlarda olacaktır. Ayrıca Karadeniz Otoyolunun bölgeden geçmesi ikinci büyük avantajdır. Benim hayalim 30 bin dönümlük bir OSB idi, ancak çok dar düşündüler. Tabi bu bir vizyon olayı. O dönemin TSO Başkanını defalarca uyardım, dönemim bakanı ile de bir dostluğum vardı ve kendisiyle görüşmemin ardından kendisi de ‘En az 15 bin dönüme çıkartın’ dedi. Onu bile beceremediler. Bildiğim kadarıyla şu andaki başlangıç 3 bin dönüm. Şimdi, 30 bin dönüm araziyle başlayacağınız OSB ile 3 bin dönüm araziyle başlayacağınız OSB arasındaki sanayici portföyü farklı olur. Biz şayet bu projeyi 10 yıldan bu yana ciddiye alsaydık, en az 5 bin kişiye iş sağlayabilirdik ve bu da Karabük için ciddi bir rakam olurdu. Böyle bir OSB ile Karabük’teki işsizlik oranı da % 2’lere düşerdi, şu anda ise % 20’nin üstünde. Ve böyle bir alanın tanıtımını yaparken de broşürlerinizi ona göre hazırlarsınız; Filyos Limanı şu kadar kilometre, Eflani Havalimanı şu kadar kilometre dersiniz, bir yatırımcı için 60 km uzaklıktaki bir havalimanı çok uzak bir mesafe değildir. Tabi bunların hepsi bir öngörü. Biz Karabük’teki insanların bakış açılarını uzak mesafelere götüremiyoruz. Filyos’ta mevcut planlamaya göre en fazla 3 bin dönümlük bir endüstriyel bölge mevcut, ancak bunun dışında orada bir lojistik bir köyde kurulması şart. Biz Eskipazar’ı geniş tutabilseydik en az 5 bin dönüm alanı buna ayırabilirdik. Filyos ile ilgili gelişmeler çok hızlı ilerliyor. Bölgenin bunu çok iyi takip etmesi gerekirdi, seçim olunca hepimiz Karabük sevdalısı oluyoruz, eğer bir yere seçilirsek sevdamız devam ediyor, seçilemezsek orada bitiyor. Burnumuzun dibinde bir şeyler dönüyor, ancak ne Karabük’ün, ne Zonguldak’ın, ne de Bartın’ın hiçbir şeyden haberi yok. Sanayicinin, belediye başkanlarının hiçbir şeyden haberi yok. Ben valilerin de o kadar bilgi sahibi olduğuna inanmıyorum ve müdahale şansları da yok. Ve işin garip tarafı burayla ilgili bir lobi oluşturamıyoruz. En son benim gittiğim toplantıda bir bakanlık personelinin yaptığı sunumdaki en vurgulayıcı cümle şudur; ‘Bundan Tayyip Bey’inde bilgisi var’ Ben bilgisi olduğuna inanmıyorum, Bunu söylediği zaman herkes susuyor. Kendi haklarımızı savunacağımız zaman bile hepimiz susuyoruz. Milletvekillerimiz susuyor, diğer devlet adamlarımız susuyor, ne demek bu? Bu bizim yıllardır mücadelesini verdiğimiz bir proje, devlet sırtından bir takım yükleri atabilir, bu da çok doğru bir olaydır, ama hiçbir çağrı yapmadan, yalnızca bir kişi talep etti diyerek burayı bir gruba veriyorsunuz. Verdiğiniz firma kimdir? Kardemir’in rakip firmasıdır, buradaki firmaların rakip firmasıdır, bizim içimizde hiç mi kabiliyetli firma yok da bu firmaya veriyorsunuz? Siz; KARDEMİR ve diğer demir çelik fabrikalarının rakibi olan bir firmaya burayı verdiğiniz de, diğer firmalar buradan ne kadar istifade edebilir? O arkadaşımız da dünya çapında bir işadamı, ama ben hakkımı ona niye vereyim, maden şehitleri, Türkiye’nin her köşesinde çalışan demir çelik ustaları onun memleketinde mi gelmiş? Siz bir bölgenin hakkını yiyorsunuz, maden şehitlerinin hakkını yiyorsunuz, demir çeliğe bir ömür veren insanların hakkını yiyorsunuz, memleketini terk etmeyen, 50-100 kişiye ekmek veren işadamının, KARDEMİR gibi 5-10 bin kişiye ekmek veren firmaların hakkını yiyorsunuz, bu haklar yenirken bu memleketin vekillerinin sesi bu kadar az çıkamamalı. Ben sosyal medyada sürekli kendilerini görüyorum, o zaman çıkıp şunu söyleyecekler; ‘Biz Karabük’ün hakkını yedirmeyiz’ diyecekler. Diyebiliyorlarsa hepsi benim için büyük milletvekilidir. Diyemiyorlarsa gerçekten bölgenin hakkını yedirtiyorlar. Muhalefet ve iktidar ayırmıyorum, şayet diyemiyorlarsa herkes dersini alır ve gider. Böyle bir şey var mı, bu bir bölge hakkı. Biz sahillerde, Aliağa’lar da, İskenderun’larda yaşamasını bilmiyor muyduk? Biz memleketimizi terk etmedik, KARDEMİR bölgenin insanlarını çalıştırmaya devam ediyor, şimdi sen ne yapıyorsun, bu işlere seyirci kalıyorsun, bana göre hatta savunuyorsun ve sesini bile çıkartamıyorsun. Vurgulayıcı cümleyi söylüyorum; ‘Bundan da yukarının haberi var’ Kullanılan cümle bu. Ve herkes sustu. Milletvekilleri ne iş yapar ben bunu bilmiyorum. Bir tek şuna inanıyorum; Mehmet Ali Bey bu konuyla ciddi bir şekilde ilgilenebilir, çünkü orda ki tüm tepkilerin tamamını ciddi bir şekilde tarttı. Ama her şey hazırlanmış. Ben kesinlikle buranın verileceğinden Tayyip Beyin haberi olduğuna da inanmıyorum. Tayyip Beyin işi gücü yok da, şirketleri mi takip edecek. Bizi de saf yerine koyuyorlar. Efendim neymiş, bir tek şirket başvuru yapmış. Sen çağrı yaptın mı? O program bölge işadamlarının çok rahat organize edebileceği bir program. En kötü ihtimalle TSO Başkanlarının başkanlığında bir konsorsiyum kurarız. Şimdi ne yapacak? Yol, elektrik ve su. Ben Karabük OSB’ye geldiğimde elektrik yoktu, indirme tesisini yaptım ve devlete hibe ettim. Ben OSB’yi bilmeyen biri değilim ki. TSO Başkanıyken Karabük OSB’nin başvurusunu ben yaptım, Hatay Dörtyol’da devasa bir OSB haline gelen bölgenin başvurularını ben yaptım. Bunlar bir ufuk meselesi. Bizim milletvekillerimiz ne yapıyor, sabahtan akşama kadar sosyal medyada gezilerini paylaşıyor.

3 aylık belediye başkanıyım ve bana başvuru 2 bin 500’ü geçti, eskiden belediyeye işe girmek için gelirlerdi, şimdi ‘bana nerede iş bulursan bul’ diye geliyorlar, bölge milletvekilleri, siz ne iş yapıyor sunuz?  Defalarca söyledim, Ankara’ya gidin, ‘biz Mehmet Ali Beyi istiyoruz” deyin dedim. Ben yanlış bir şey söylemedim, ben doğruya söyledim, bu lafıma birçok arkadaş alındı, Mehmet Ali Bey bugün milletvekili değil ama biz halen çare bekliyoruz. İktidar veya muhalefet, hiçbir milletvekili ‘Benim haberim yoktu’ diyemez. Şayet bu bölge meselesiyse hepinizin haberi olacak. Mevcut milletvekilleri de bunu diyemez. Bir Daire Başkan Yardımcısı geliyor ve ‘Burası endüstriyel bölge oldu’ diyor ve siz o anda öğreniyorsunuz, ne demek bu kardeşim. Aynı şekilde AK Parti İl Başkanı; sizin tek işiniz sendikalar vasıtasıyla çevrenizdekilerin terfisini yaptırmak, size yakın insanlara iş bulmak mı? Ben bunları muhalefet partisine mensup bir belediye başkanı olarak filan konuşmuyorum, ben şimdi bakıyorum; hastanede bir atama yapılacak, partiden ve sendikadan geçiyor, ha keza Milli Eğitim’de bir atama var, sendikadan ve partiden geçiyor, bırakın kardeşim bunları, gelin bu tarafa da Karabük için hep beraber çalışalım. Karabük için iki önemli konumuz var; biri Filyos Limanı, diğeri Eskipazar OSB. Eskipazar OSB için halen kamulaştırma bedelini çıkartamadınız, nasıl oluyor bu iş?

KARDEMİR’de bir sessizlik var, bunun sebepleri de belli. KARDEMİR ne yapıp yapmalı, mutlaka Filyos’ta bir iskele sahibi olmalı. Denmeli ki, ‘Şu alan sana ait” Bildiğim kadarıyla Filyos Limanı’nın kapasitesi 25 milyon ton. Bunun 5 ila 5 milyon tonu KARDEMİR’e verilebilir. Şayet sen; KARDEMİR’e bu tahsisi yapmazsan, birileri bu şirket üzerinden haksız yere para kazanacak.  Sen ya, liman maliyetlerini KARDEMİR’den iste, ya da ‘Git burayı sen yap’ de. Ayrıca ikinci hadise olarak da KARDEMİR’e ikinci bir yatırım hedefi göster. Peki, bunu kim sağlayacaktı, KARDEMİR’in bir talebi olacaktı ve siyasilerde bunu savunacaktı. Ama biz çok geriden gidiyoruz. Elimizdeki imkânlar tek tek gidiyor. Allah ömür verirse burada birkaç yıl sonra bir program daha yapar ve Filyos Limanı’nın da birilerine verildiğini görürürüz. Çünkü çantada keklik bir KARDEMİR var. Bizim KARDEMİR’i kendi malımız gibi görmemiz lazım, mevcut ailelerin şirketi olarak filan görmememiz lazım, onlar orada bir sorumluluk almışlar ve hissedarların haklarını muhafaza etmek için oradalar. Burada en az 5 bin kişi çalışıyor ve bu da her ay en az piyasaya 20 milyon girdi demektir. Ve böyle bir ortamda biri de geliyor, bize aba altından ‘Bundan yukarının da haberi var’ şeklinde sopa gösteriyor, böyle bir gariplik olmaz.

Zonguldak’da, Bartın’da binlerce maden şehidimiz var, Karabük’te bir demir çelik var, bugün endüstriyel bölge, yarın liman, nasıl olsa KARDEMİR çantada keklik! Niye KARDEMİR’e limandan bir iskele tahsisi yapmıyorsun, ya da endüstriyel bölgede ‘Savunma Sanayii’nde şu yatırımı yap’ demiyorsun. İzabeciler zamanında entegre tesisleri zora soktular, bundan sonra da sokmayacaklar şeklinde bir kural yok ki. Cevherden üretim yapan tesislere teşvik vermezken, gümrük muafiyeti vermezken, ark ocakçılar birde devletten elektrik indirimi aldı, yıllarca paraya para kattı, KARDEMİR ve İSDEMİR’i de 1 liraya satılmaya mahkûm etti. Peki, niye? Demir Çelik Üreticileri Birliği o kadar güzel bir müeyyide uygulattı ki, kendileri o kadar güzel teşvikler aldılar, bunun karşılığında da Demir Çelik İşletmelerine gümrük koydurdular. Aynı senaryoyu yeniden oynamaya başlayacağız, gidişat oraya gidiyor. Bu liman kime lazım? KARDEMİR’e lazım. Ver yapsın”

Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeleri neden bu işlerle ilgilenmiyor?

KARDEMİR’de hükümet tarafından atanan Bağımsız Yönetim Kurulu Üyelerinin olduğuna dikkat çekerek açıklamalarına devam eden Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili; “Madem bu kadar siyasetle içli dışlısınız, neden bu işleri takip etmiyorsunuz? “dedi. Vergili açıklamalarını şu şekilde sürdürdü; “KARDEMİR’in mevcut Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeleri var ve bunlar siyaset kökenli. Bunlar farklı sansasyonel haberlere konu olacaklarına ya da her gün medyada bambaşka konularla haber olacaklarına, madem siyasi gücünüz var, madem siyasetle buraya geldiniz, gidin Filyos Limanını halledin. Gidip de her gün yönetimde farklı bir olayla ortaya çıkacağınıza, her gün basında farklı bir haberle gündeme geleceğinize Karabük için bir mücadele verin, yani bir hedefiniz olsun. Bu güne kadar Filyos’la ilgili bir açıklamalarını gördünüz mü? Ama Yönetim Kurulu Üyelerinin imzalarıyla basın mensuplarına cevaplar veriliyor.

Ben lafını esirgeyen biri değilim, biliyorsunuz ki buraya siyaset kökenli bağımsız yönetim kurulu üyeleri atandı. Bu da ailelerin hatalarından kaynaklı. Onların da bunu da hızlı şekilde telafi etmeleri gerekiyor, eski dönemlerde olduğu gibi birlik ve beraberliklerini sağlamaları gerekiyor.  Tamam, bu aileler itilafa düştü ve bu sırada devlet bağımsız yönetim kurulu üyeleri atadı. Bunların birinci görevi aileleri birleştirmek, ikinci görevi ise KARDEMİR’in geleceğiyle ilgili projelere destek vermek olmalı. Madem siz siyaset kökenlisiniz, gidin evvela KARDEMİR’in liman konusunu çözün. Siz her ne kadar biz siyasi değiliz deseniz de, bunu kimseye inandıramazsınız, çünkü hepinizin bu partide bir görevi olmuş. Demek ki sizin bir gücünüz var, peki kardeşim, siz bu gücünüzü KARDEMİR için neden kullanmıyor sunuz, niye sürekli olarak siz medyanın gündemindesiniz? Neden aileleri birleştirmek için gayret sarf etmiyorsunuz? Ama her konuyu biliyor, her konuyu tartışıyorsunuz, bir gazeteciye bile Yönetim Kurulu kararı ile cevap veriyorsunuz. Medyada içler acısı raporlar yayınlanıyor, sizin asıl gayeniz ne? Sizin asıl gayeniz KARDEMİR’i en yüksek seviyeye mi çıkartmak, yoksa siyaset yapmak ve bazı zafiyetlerden faydalanmak mı? Benim bağımsız yöneticilerden beklentim; eğer sizin siyasi gücünüz varsa, siyasetçilerle bu kadar içli dışlıysanız, siz bu yönetime gelirken arkanıza Türkiye’nin en büyük yöneticileri almışsanız, onlarla oturup kalkabiliyorsanız, yemek yiyebiliyorsanız herhalde Filyos Limanını çözmek o kadar zor bir şey değildi. Neden bunu çözmüyorsunuz, sizin başka gayeniz ne, KARDEMİR’i nasıl bir şekilde şekillendirmek istiyorsunuz? Şu anda bakıyoruz, KARDEMİR’de üç türlü şekillendirme çalışması var; siyasi olarak yapılanma çalışması var, bu çok yanlış ve tehlikeli bir şey. Bir diğer nokta ise ticareti şekillendirme. Eğer işi bilmeyen profesyoneller ile bunu yapmaya çalışırsanız ilerde telafi edilmeyecek çok büyük zararları ortaya çıkartır. Çalışanların performansları ve ticari faaliyetler ile ilgili dışarıdan birilerine raporlar hazırlatabilirsiniz, ancak içeriden biri rapor hazırlıyorsa bu bir rapor değil jurnalcilik ve birilerini baskı altına almak çalışmasıdır”

YORUMLAR






    0 YORUM