Mücadelemiz ölesiye kadar devam edecek!

Çok fazla ortada gözükmüyor, mümkün olduğu kadar gündemden uzak kalmaya çalışıyoruz. Çünkü bazı şeyleri duyunca duyarsız kalamıyor, Allah ne verdiyse yukarıdan aşağıya sallıyoruz..! Çünkü bizim üslubumuzda bu. Ne yapalım yani, yazınca ya adam gibi yazıyoruz, ya da hiç yazmıyoruz..! Geçenlerde şehir dışından bir dostum aradı, “Filanca şehirde, sizin şehrinizin falanca yöneticisini gördüm, anladığım kadarıyla seni […]

Mücadelemiz ölesiye kadar devam edecek!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 08 Ekim 2019 - 4:55 'de eklendi ve 439 kez görüntülendi.


Çok fazla ortada gözükmüyor, mümkün olduğu kadar gündemden uzak kalmaya çalışıyoruz. Çünkü bazı şeyleri duyunca duyarsız kalamıyor, Allah ne verdiyse yukarıdan aşağıya sallıyoruz..! Çünkü bizim üslubumuzda bu. Ne yapalım yani, yazınca ya adam gibi yazıyoruz, ya da hiç yazmıyoruz..!

Geçenlerde şehir dışından bir dostum aradı, “Filanca şehirde, sizin şehrinizin falanca yöneticisini gördüm, anladığım kadarıyla seni pek sevmiyor” dedi

Yalnızca güldüm..!

Ve şu yanıtı verdim; “ Bir cenazedeki merhabalaşma dışında bir dakikalık sohbetimiz bile yok, ama ne hikmetse bende kendisi sevmiyorum, çünkü oturduğu koltuğu dolduramıyor, benim kendisine tavsiyem; mevcut görevini bırakıp siyasete girmesi, lakin devlet gücüyle bir şeyleri beceremeyen biri, kendi yetenekleriyle siyasette başarılı olabilir mi ondan da şüphelerim var…”

Gelelim bir diğer konuya;

Zaman zaman sosyal medya değişik paylaşımlar yapıyor, bunların üzerine de iletiler yazıyoruz. Bu paylaşımlar; bazen bir özlü söz, bazen bir şarkı, bazende bir şiir oluyor…

Geçenlerde Musa Eroğlu’ndan “Yolun sonu gözüküyor” türküsünü paylaşıp, üzerine de “En son bu türküyü, Çelik-İş Sendikasının bir genel başkanı için paylaşmıştım” ifadesini yazmışım.. “Yazmışım” diyorum; çünkü hedef ne sendika idi, ne de mevcut genel başkan.  Aman Allah’ım, konu nerelere gitmiş de bizim haberimiz yok..!

Meğer biz, Öz-Çelik İş Sendikası yönetimine muhalifmişiz, güya biz, sendikada ayaklandırma çıkartacakmışız!  Bize ne kardeşim sizin sendikanızdan. Ayrıca biz, bunu yapacaksak adam gibi yaparız. Hiç kimsenin arkasından top çevirmeyiz.

2011 mücadelesi öncesi, meslek hayatımın en parlak dönemini geçirdiğim BRTV’de idim. O zamanların Genel Başkanı, yani önce sendikayı, sonra da bazı patronlarla birlikte Karabükspor’u bitiren adam bizimle konuşmuyordu.(Bu cümlelerime istediği kadar alınabilir, ben sportif ve ekonomik israflara bakarak bunları yazıyorum) Bir gün odamda otururken Mehmet Çetinkaya Ağabeyim geldi ve dedi ki; “Ne yapacağız, bu adam bizimle konuşmuyor..”

Cevabımız şu oldu; “Bu gider başkası gelir, ama bu sendika bu şehirde, bizim büyüklerimiz tarafından limon kasaları üzerinde kurulup, Türk cemiyet hayatına armağan edilen bir STK’dır…”

Biz o gün yola çıktık, yumruk yedik, hakaret yedik, saldırılarla karşı karşıya kaldık ama doğrularımızdan asla vazgeçmedik. Aynen de dediğimiz gibi oldu, kimler geldi, kimler geçti…

Biz o şarkı ile yalnızca; birilerine mesaj vermeye çalışıp, yıllar önce, başta Çelik İşçisi olmak üzere, tüm şehre illahlah dedirten ve kendisini Karabük’ün imparatoru sanan bir şahısa karşı verdiğimiz mücadeleyi hatırlatıp; “  Bunu sizin içinde çok rahat yapabiliriz..” demek istemiştik.

Başta, Öz-Çelik İş Sendikasının Sayın Genel Başkanı olmak üzere; lütfen herkes şunu bilsin; biz asla birilerinin arkasından iş çevirmeyiz.

Bizim her şeyden önce kurumlarla işimiz olmaz. Olsa bile mertçe söyleriz.

Bizim kırmızı çizgimiz Karabük’tür…!

Şayet birileri; bu sendikayı Türk işçi hareketine armağan eden Kardemir’i ve Karabük’ü denklem dışı bırakmaya kalkarsa, işte o zaman, sizin taca attıklarınız bile sessiz kalsa, biz sessiz kalmayız, kalamayız. Hatta bu insan, hiç sevmediğimiz bir şahısta olabilir. Bizim için Karabük Şubesinden ve tabandan gelen bir isim olması yeterlidir.

Bizim kişisel bir hesabımız ve beklentimiz asla olmaz. Biz onu zaten peşin tahsil etmiş insanlarız. Çünkü biz, bu işletmeden alınan maaşlarla yetişen fertleriz. Kısacası bizim; bu tesise ve bu şehre bir borcumuz var.

Lütfen bizi; Malatya’dan gelen biletçiyle, Adıyaman’dan gelen veterinerle karıştırmayın..!

Onlar 1989’u bilmez, onlar 8 Kasım’ı bilmez. Onlar yalnızca her ay cebe inen yaklaşık 100 bini bilir..!

Sağdan-soldan size ulaştırılan yalan-yanlış bilgilerle kendinizi kurmayın. Çünkü bizim dostluğumuzda mertçedir, düşmanlığımız da. Kırmızı çizgimiz ise Karabük’tür. İşte o zaman savaşı tek başımıza başlatmaz, tüm şehri ayaklandırırız..!

Bizim tek kavgamız vardır, o da KARABÜK

Düşmanlarımız ise; bu şehrin kaymağını yeyip, bu şehre ihanet eden sırtlanlar, çıyanlar ve beslemelerdir..!

Allah bize nefes verdiği sürece bu dünyada, emri hak vaki olduktan sonrada öbür dünyada; beytülmal yiyicisi, sözde Müslüman bu kahpelerle mücadelemiz devam edecektir.

Çünkü Yüce Allah; “Bana ne ile gelirseniz gelin, kul hakkıyla gelmeyin” buyuruyor…!

Biz gazeteci olarak, hak ve adalet mücadelesine öbür dünyada da devam edecek; haritada bile yerini bilmedikleri Karabük’ün şirketinden, 1600 derece ateşin karşısında çalışan işçinin alınteriyle  her ay yüzbinleri götüren sözde muhafazakarlar aleyhine şahitlik yapacağım..!

Yüce Rabbim, kendisini mazlumların savunucusu gösteren sömürgecilerden hepimizi korusun…

Yüce Allah, münafıklara duyarsız kalanları ‘kahhar’ ismi ile cezalandırsın.

Amin….

YORUMLAR






    0 YORUM