Koltuklarını kendi elleriyle devredenler muhatabımız olamazlar!

Son dönemde basın camiasıyla ilgili şöyle bir algı oluştu; şayet birinin ya da birilerinin hoşuna gitmeyen bir yazı yazılırsa, onu mutlaka birileri yazdırmıştır. Yani biz gazetecilerin bir fikri filan yoktur, ne denilirse onu yazarız! Peki, Nasreddin merhumun dediği gibi, hırsızın hiç mi günahı yok Allah aşkına? Şimdi bir sendika genel başkanı çıkacak, herkesin ortasında teşkilatın […]

Koltuklarını kendi elleriyle devredenler muhatabımız olamazlar!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 02 Kasım 2019 - 0:52 'de eklendi ve 362 Kez Okundu


Son dönemde basın camiasıyla ilgili şöyle bir algı oluştu; şayet birinin ya da birilerinin hoşuna gitmeyen bir yazı yazılırsa, onu mutlaka birileri yazdırmıştır.

Yani biz gazetecilerin bir fikri filan yoktur, ne denilirse onu yazarız!

Peki, Nasreddin merhumun dediği gibi, hırsızın hiç mi günahı yok Allah aşkına?

Şimdi bir sendika genel başkanı çıkacak, herkesin ortasında teşkilatın mensuplarına ‘İT’ diyecek. Sendikasının kapısına ‘Emek en yüce değerdir’ yazdırıp, 1600 derece ateşin karşısında çalışan işçinin aidatıyla milyonluk makam aracı alacak, tüm bunlar başta mensubu olduğu siyasi hareketin yandaş medyası olmak üzere, ulusal medyada boy boy haber olacak, bizde bunları gündeme getirince birilerinin borazanı olacağız öyle mi?

Buna en hafif tabir ile; “Hadi oradan…” denir…

Ayrıca biz ne yaptık, hangi iftirayı attık?

Yolsuzlukla mı itham ettik, hakkında dolaşan bir sürü ispata muhtaç iddiayı mı gündeme getirdik? Biz yalnızca, kendi paylaşımından yola çıkarak bir köşe yazısı yazdık.

Herkes şunu iyi bilsin; Biz tabanın verdiği yetkiye sahip çıkamayan, 4 imza ile 10 BİN LİRA MAAŞ VE BİR MAKAM ARACI KARŞILIĞI KOLTUĞUNU TERK EDEN ADAMIN KALEMŞÖRÜ OLMAYIZ...! Kaldı ki kendileri bugün bizi aradı, ancak telefonuna bile çıkmadık.

Biz, sözkonusu ÇELİK-İŞ SENDİKASI olduğu zaman ‘Atalarımızın bizlere emaneti, Karabük’ün Türk sendikal hareketine armağanı’ diye değerlendirir, şahısları değil kurumu dikkate alırız. Çünkü ÇELİK-İŞ SENDİKASI bu şehrin kırmızı çizgilerimizden biridir. (Israrla ÇELİK-İŞ SENDİKASI diyoruz, çünkü bu sendikanın adı bizim için böyledir ve böyle kalacaktır. Emeğin aslanlarının yuvasının adı yap-boz tahtasına çevrilemez. Ancak ne hikmetse konfederasyon başkanının sendikasının adının başına ‘ÖZ’ ifadesi eklenmezken, bizim sendikamız sürekli isim değişikliğine uğruyor)

Önemli olan sendikanın adının başında ‘ÖZ’ ibaresinin olması değil, sendikacının ÖZ’ünde sendikacı olmasıdır!

Bizim şahıslarla işimiz olmaz..! Biz tabanı dinler, onların sesine kulak veririz. Koltuklarını maaş ve makam aracı karşılığı kendi elleriyle devredip ( ya da devretmek zorunda kalıp), bugün intikam ve koltuk hırsıyla ortalıkta dolaşanlar bizim muhatabımız olamazlar!

Dün akşam yazdığımız yazının başlığını “Artık bu soğan baş çevirmez” diye atmıştık. Bugün; gerek sosyal medya üzerinden, gerek telefonla, gerekse de Sayın Genel Başkanın en değerli iletişim aracı olan Whatsap üzerinden şahsıma ve yazımıza gösterilen ilgi bize şunu gösterdi; MEĞER SOĞANIN BAŞI ÇOKTAN ÇÜRÜMÜŞ, ÇELİK İŞÇİSİ GÖVDESİNİ KURTARMAYA ÇALIŞIYORMUŞ…!

Gerçekten enteresan işler var!

Genel Başkanın şube başkanı bile kendisiyle değil,

Hayatında şube görmeden genel merkez yöneticisi olan aktristi Teknik A.Ş’nin ortasına koysanız lime lime doğrayacaklar,

İSDEMİR işçisi, “Ya ağabey, amca benim dedemin iş arkadaşıymış, dünyalığını yapmış, artık bir müsaade etse” diyor.

Bursa, Kocaeli, kısacası tüm Türkiye fokur fokur kaynıyor.

Tüm bunlara karşın uyum içerisinde olan bir tek şube var, o da Karabük…!

Karabük’ün Genel Merkez Yöneticisi ile Şube Başkanı omuz omuza. Teşkilatın ve siyasetin büyük bir bölümü de kendileriyle birlikte. Hatta Türkiye genelindeki birçok şube, Karabük’ün fikirlerini önemsiyor, bu hareketin başladığı şehrin görüşlerini dikkate alıyor, onlardan bir ışık bekliyor.

Bugün, yeni operasyonlar peşinde olan şahsın % 42’ye imza atmasına en büyük desteği veren, patronlara; “İmzalarsanız imzalarsınız, imzalamazsanız benim işime gelir, ben çıkar işçinin önünde arslanlar gibi yürürüm” restini çeken Şehr-i Emin ile bir akşam sohbeti gerçekleştirdik. Kendisi aynen şunu söyledi; “Ben olağanüstü kongre olsun, yönetim değişsin filan demem, o sendikanın iç işleyişiyle ilgili bir konudur, şayet böyle bir şey olacaksa da; büyüklerimizin kurup, Türk sendikal hareketine armağan ettiği sendikamızın başında bir Karabüklü’nün olmasını isterim, bu konuda da üzerime ne düşerse yaparım, Beşiktaş Kongresinde ki tavrımız neyse, buradaki tavrımız iki katı olur, çünkü bu sendika bizim” dedi

Ha, Karabük’te de ; Sulh ve Selamet-i Osmaniye Cemiyeti, Teali-i İslam Cemiyeti ve  Osmanlı İla-yi Vatan Cemiyeti gibi cemiyetlerin üyesi yok mu? Tabi ki var.

Kendileriyle ilgili dileğimiz ve temennimiz şu olur; lütfen bir süre sonra biat etmeyin. Gücünüz ve cesaretiniz varsa çıkın, delikanlıca çarpışın! Çünkü sürekli saf değiştiriyor, ağzınıza bir serçe parmağı bal uzatılınca sizi bu makamlara getirenleri unutuyorsunuz. Şayet yeni bir U dönüşü yapmazsanız bu sendika sizden de kurtulmuş olur ve toplu temizliğe katkı yapmış olursunuz…!

YORUMLAR






    0 YORUM