Kazanırsa Safranbolu kazanır!

Yaklaşan seçimler öncesinde gözüken o ki, bu seçimlerde de en büyük heyecan yine Karabük Merkez İlçe ve Safranbolu’da yaşanacak. Şayet ittifak gerçekleşmezse, birçok şakşakçının iddia ettiği gibi, Karabük Merkez İlçe’de seçim asla garanti filan değil. Zaten Sayın Rafet Vergili’de bunun farkında ve Ak Parti’nin her seçimde aldığı kemikleşmiş oylarına dikkat çekiyor. Buna karşın, MHP’nin kemikleşmiş […]

Kazanırsa Safranbolu kazanır!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 16 Ekim 2018 - 4:12 'de eklendi ve 322 Kez Okundu


Yaklaşan seçimler öncesinde gözüken o ki, bu seçimlerde de en büyük heyecan yine Karabük Merkez İlçe ve Safranbolu’da yaşanacak.

Şayet ittifak gerçekleşmezse, birçok şakşakçının iddia ettiği gibi, Karabük Merkez İlçe’de seçim asla garanti filan değil. Zaten Sayın Rafet Vergili’de bunun farkında ve Ak Parti’nin her seçimde aldığı kemikleşmiş oylarına dikkat çekiyor. Buna karşın, MHP’nin kemikleşmiş bir oyu olmasa da, Sayın Vergili’nin kemikleşmeye yüz tutmuş bir oyu olduğu da aşikar.

Peki, buna karşın Ak Parti’nin ve MHP’nin avantajlarına ve dezavantajlarına bakalım;

Ak Parti’nin en büyük dezavantajı, parti içi hükümranlık savaşı. Bunu geride bıraktığımız her iki yerel seçimde de gördük. Sayın Hüseyin Erer aday olunca, Mehmet Ceylan’cılar, Cumhur Ünal’cılar Vergili’ci oldu, Sayın Ceylan aday olunca ise Erer’ciler!

Şimdi diyeceğiz ki, ‘Burhanettin Uysal aday olursa, hem Erer’ciler, hem Ceylan’cılar Vergili’ci olacak’ ama diyemiyoruz. Çünkü zaten Ak Parti’de Uysal’cı yok! İşin garip tarafı, artık uysal da kalmadı!

Ak Parti’de zaten hiçbir zaman ‘Uysal’cı filan yoktu. ‘Uysal olursa Ak Parti’ye oy veririz’ diyen, onu şişiren, cilalayan, her tarafa pazarlayan, çoğunluğunun kendisini ‘Milliyetçi’ olarak tanımladığı bir kesim vardı. Ama onlar aynı zamanda Rafetçi idi! Hal böyle olunca da, sabahtan Uysal ile mahalle gezisi yapıp, öğleden sonra Sayın Vergili ile kurdele kesiyorlardı. Şimdi Uysal yok ve yalnızca kurdele kesiyor bu taklacı tayfası!

Ak Parti’nin diğer dezavantajları ise; başta bürokrasi ve parti tabanı olmak üzere, seçimi kazanma noktasında etkin olacak yapıları harekete geçirecek, Sayın Mehmet Ali Şahin ve Sayın Mehmet Ceylan gibi liderlerden önümüzdeki seçimlerde yoksun olması, buna karşın; gerek kişiliği, gerekse elde ettiği zaferlerle ‘Artık Karabük’ün yeni lideri’ denilen bir ismin karşılarında aday olarak yer alması. Tabi en önemli etkenlerden biri de ekonomik kriz.

Peki, MHP’nin dezavantajları?

Sayın Vergili’nin kazandığı iki seçimde de kendisine büyük destek veren sol seçmenin, gerek referandum, gerekse son cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde, başta MHP Genel Merkezi olmak üzere, MHP’liler tarafından küstürülmesi, tabir-i caiz ise hırpalanması. Sayın Vergili’nin bu kesimin ne kadarının gönlünü alacağı, ne kadarını yeniden yanına çekeceği seçimin kaderini belirleyecek kilit noktalardan biri. Bir diğer önemli nokta ise, İYİ Parti’ye gidecek oyları en aza indirmek.

Karabük seçimleri için göz önünde bulundurulması gereken bir diğer çok önemli nokta ise muhafazakâr oylar. Cemaatlerin seçmen üzerinde son derece etkin olduğu Karabük’te, Türkiye genelinde büyük çoğunlukla Ak Parti’ye oy veren bazı gruplar, yalnız Vergili ismi ile farklı bir tercih yapabilir. Yine, her ne kadar kendisini siyaset dehası zanneden bir takım fino köpekleri, iki duble içip, bazı kesimler için sağda-solda; “FETÖ’cü şerefsizleri temizledik, sıra bunlara geldi” filan yazsa da, onlar yalnızca Karabük’te “Rafet Vergili” kararı alıp, seçimin sonucunu tayin edebilir. Son, Ankara Büyükşehir seçimleri bunun en güzel örneğidir. Çünkü onlar, söylemle eylemin uyumuna bakar. Ayrıca oralardan vatan haini filan da çıkmaz. En güzel örnek de, kahraman şehidimiz, cennet mekân, o yurtların 10 yıl çorbasını içen Ömer Halis Demir’dir.

Bu arada, MHP’nin tek avantajı ise adayıdır. Her ne kadar, her şeye rağmen seçimin en güçlü ve en şanslı adayı olsa da rehavete kapılmaz. Bir takım son dakika operasyonları ile ipi göğüsler. Mesela, 2 çılgın proje daha açıklar, Belediye Meclisine yazıp, veliaht ilan edeceği bir isimle, rakibinin ciğerine hançeri vurur ve ‘ilk kez 3’üncü kere’ yapıp tarih yazar…

Gelelim Safranbolu’nun seçimlerine;

Safranbolu eskiden Türkiye sıralamasını verirdi. Lakin son dönemde bunu söylemek pek mümkün değil. Aynı durum, bu seçimlerde de yaşanabilir.

Ak Parti Karabük’te yaşadığı sıkıntıları, Safranbolu’da da yaşayabilir. Aday adaylığı düşünen, ya da aday adayı olup da, aday gösterilmeyenlerin büyük bölümü küsebilir. Zaten kayyım ataması ile ilçede karizması yerle bir olan, kayyımın icraatları ile de iyice dip yapan iktidar partisi, seçimde fena halde sıkıntı yaşayabilir! Hatta, olası AK Parti-MHP ittifakı bile seçimi kazanmak için yeterli olmayabilir!

Çünkü Safranbolu seçmeni, il genelindeki diğer seçmene pek benzemez. Hele, genel seçimle yerel seçimi acayip ayırır. Bunun en güzel örneği de, genel ve yerel seçimlerin birlikte yapıldığı 1999 seçimleridir. Mesela o seçimlerde; Fazilet Partisi’nin Belediye Başkan Adayı Mehmet Ceylan 1’inci olurken, partisi milletvekili seçimlerinde 3’üncü olmuştur. Buna karşın, ANAP’ın Belediye Başkan Adayı Nafiz Bayramgil seçimi 2’inci bitirirken, bugün AK Parti’den milletvekili yapılan şahıs, aynı partiden ancak 5’inci olabilmiştir. Anlayacağınız Safranbolu, böylesine ince eler, sık dokur.

Şimdiye kadar yaşanan gelişmelerde, en büyük darbeyi şüphesiz mevcut ilçe başkanı yedi. Çünkü Sayın Reis; “İl ve İlçe Başkanları aday olmayacak” buyruğu verdi.( Her ne kadar birileri itiraz etse de, İl Teşkilatı’nda yaşanan son değişiklikte bu günler görülerek yapılmıştı. Selef İl Başkanı, aday olmak için kendisine göre bir dizayn yapmış, adaylığının önünü açacak bir tablo oluşturmaya çalışmıştı. Hatta Reisin huzuruna çıkartılan son 4 isim bile ona göre belirlenmişti. Çünkü o, ağabeyisinin yeniden aday olmayacağını düşünüyor ve kendisinin aday gösterilmesi durumunda, CHP için Çankaya’da seçim nasıl ise, Karabük’te de partisi için seçimin o şekilde olacağına inanıyordu)

Her neyse, biz yeniden dönelim Safranbolu’ya;

Safranbolu’da yeni bir moda gelişiyor, “Biz FETÖ mağduruyuz, iade-i itibar talep ediyoruz” deniliyor. Peki, hem FETÖ, hem teşkilat, hem milletvekilleri, hem de Genel Merkez mağdurları ne yapsın?

Ya kendisini ‘mağdur’ olarak tanımlayan, ya da bir başka isim Ak Parti’den aday yapılırsa, buna karşın da gerçek mağdur MHP adayı olursa, sizce seçimi kim kazanır? İyi bir aday ile kesinlikle CHP

Ancak CHP bu seçimi herkesle kazanamaz! Çünkü Safranbolu seçmeni her CHP’liye oy vermez!

Bu bölgenin solcusu, Kılıçdaroğlu gibi, Bülent Tezcan gibi lümpen tiplere oy vermez.( Hoş, kendi seçim bölgelerindeki seçmende onlara oy vermiyor da)

Çünkü seçmen kendisi gibi, rahmetli Bülent Ecevit gibi, Muharrem İnce gibi Anadolu solcusu ister. Mesela son seçimlerde, CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı olan Sayın Muharrem İnce Safranbolu’da, 28.2 oy alırken, aynı partinin, aynı zamanda seçimlerin tek Safranbolu kökenli adayı olan ismi, yalnızca 22. 2 oy almış.

Peki, tüm bunların ışığında, bu isim kim olabilir?

Bu isim olsa olsa Sayın METİN ÇAKIR olabilir.

Tabi ki METİN ÇAKIR, yalnızca benim dostum ve ağabeyim olduğu için bu göreve uygun olmaz!

Peki, o zaman bu isim neden METİN ÇAKIR’dır?

Metin Çakır her şeyden önce tabanından, Safranbolu solcusundan fire vermez. Çünkü o, tam bir Anadolu solcusudur. Kendisine dededen yalnızca, ticari işletmeler ya da gayrimenkuller kalmamıştır. Ona kalan en büyük miras; vatanseverlik, milliyetçilik ve Atatürkçülüktür. Çünkü merhum dedesi Ahmet Çakır; ülkedeki kıtlık döneminde, kamyonlarla getirdiği erzakları halkına dağıtan, Karaoğlan bölgeye geldiği zaman, onunla aynı masayı paylaşıp, evinde misafir eden, kısacası Doğu ve Güneydoğu’dakiler gibi, almakla değil vermekle ‘Ağa’ unvanını kazanan, aynı zamanda da, ömrünün son anına kadar esnaf camiasına ve Safranbolu’ya verdiği hizmetlerle de bayraklaşmış bir isimdir.

Hepimizce malum olduğu üzere, Safranbolu demek turizm demektir. Metin Çakır’da, dededen ve atadan aldığı son derece önemli turizm bayraklarını, bıkmadan, yorulmadan taşımış ve zirveye ulaştırmıştır. Onun içindir ki, turizmcinin halinden de ancak bir turizmci olarak o anlar.

Metin Çakır, hoşgörü dolu yapısı ve her kesimi kucaklayan kişiliği ile de, her partiden oy alabilecek tek CHP adayıdır. Anlayacağınız Metin Çakır; partisini, iş dünyasını, turizmi, kısacası tüm Safranbolu’yu bilir. Kısacası o, birileri için ‘Çakır’, birileri için ‘ Metin Ağabey’, birçoğumuz için ise  ‘Metin Baba’ dır. Çünkü o mütevazi kişiliği ile herkese ‘baba’ diye hitap eder.

Şimdi birileri, Metin Çakır ismini duyunca bir takım belaltı işlere girip, onun özel hayatını gündeme getirmeye filan kalkabilir!

Bu işlere tevessül etmeye kalkanlara tavsiyemiz şu olur; Metin Çakır ne yaşarsa kendi imkânlarıyla yaşar. Sizin gibi, devletin parası ve imkânlarıyla seyahatler yapıp, araçlarını ve otellerini kullanıp gününü gün etmez. Ayrıca sizin seviyenize inip, sizin ne yaptığınızı da takip etmez. Dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta da şu sanırım; zaten sizin gibi sınıfı bile olmayan iplerle aynı saflarda yer almamak için, Everest’ten gelen teklifleri zamanında kibarca geri çevirdi.   Onun için çenenizi kapatın, ipliğinizi pazara çıkarttırmayın..!

Çünkü o, sizin gibi çakallar, 3 kuruşluk tanıtım yapıp, devlete 100 lira fatura keserken o, şehrini tanıtmak için bin liralık promosyon dağıtır, masraflarını da cebinden karşılar, kimseden bir lira talep etmeden de Safranbolu’ya döner.

O, İl Genel Meclisinde, alacağı oturum parasını düşünerek; “ Ben diğerlerine göre daha az komisyonda görev aldım” diyerek ağlayan açlara, “Tamam benim komisyonu da sen al” diyecek kadarda, siyasetten beklentisiz ve gözü tok bir adamdır!

Kısacası o seçilirse Safranbolu’da turizm kazanır.

O seçilirse, Safranbolu dünya ile entegre olur

O seçilirse, solcuların Terzi Fikri’si, Karabük’ün VERGİLİ’si olur.

Kısacası SAFRANBOLU kazanır. Çünkü onun, kimsenin inancı, yaşam tarzı ve ibadeti gibi konularla bir işi olmaz.

Keşke kabul etse, inanın Karabük siyaseti yeni bir değer kazanır. Bu toplum, kişisel servetini toplumuna feda eden ikinci bir isim ile tanışır.

Bakmayın siz bir takım din bezirganlarının cıyaklamalarına, onların birçoğu göstermelik olarak yaptıkları ibadetleri, Metin Çakır gibi bu işleri reklam için kullanmayan insanların yaptıkları hayırlar üzerinde yapıyor..!

YORUMLAR






    0 YORUM