Kahramanları tarih yazar..!

Ülke ekonomisinin son derece bunalımlı günler yaşadığı bir dönemde, ajanslara düşen bir haber Karabüklüler olarak hepimizi mutlu etti. KARDEMİR A.Ş Yönetim Kurulu, bugün yaptığı duyuru da, şirketin 1995 yılından bu yana en yüksek kazanç oranına ulaştığını açıkladı. Yapılan bu açıklama, son dönemde şehirde yaşanan bazı tuhaflıkları da doğal olarak aklımıza getirdi. Malumlarınız olduğu üzere biz […]

Kahramanları tarih yazar..!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 07 Ağustos 2018 - 19:47 'de eklendi ve 464 Kez Okundu


Ülke ekonomisinin son derece bunalımlı günler yaşadığı bir dönemde, ajanslara düşen bir haber Karabüklüler olarak hepimizi mutlu etti.

KARDEMİR A.Ş Yönetim Kurulu, bugün yaptığı duyuru da, şirketin 1995 yılından bu yana en yüksek kazanç oranına ulaştığını açıkladı. Yapılan bu açıklama, son dönemde şehirde yaşanan bazı tuhaflıkları da doğal olarak aklımıza getirdi.

Malumlarınız olduğu üzere biz yabancıyı severiz, hatta başımıza taç ederiz. Aynı durum sön dönemde KARDEMİR’de yaşanıyor. Son genel kurulda göreve gelen 4 Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesinin göreve gelmesiyle şirket şaha kalkmış gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor. Bunları yapanların değişik gerekçeleri var tabi. Kiminin ki siyasi, kiminin ki 3 kuruşluk duygusallık, kiminki de tamamen hasetlik ve “Ben yiyemezsem başkaları da yemesin” mantalitesi.

İnsan bazen gerçekten anlamakta zorlanıyor. Bağımsız yöneticilerden biri vekil olmuş, yerine birisi atanacak, diyoruz ki; “Karabük’Ün çocuklarından biri olsun, Malatyalı, Iğdırlı, Adıyamanlı oluyor da, neden Karabüklü olamıyor?” diyoruz, adam haberin altına yorum yapıyor; “Ne yani, oralar bu ülkenin şehri değil mi, hem onlar geldikten sonra şirket şaha kalktı”

Şimdi burası pazarcı tezgâhı filan değil. Yani mal tezgâha serilip, satılıp para kazanılmıyor. 600 bin tondan 3 milyon ton kapasiteye ulaşan bir şirketten bahsediyoruz. Tüm bu, üretim ve hasılat rekorlarını bundan yalnızca 6-7 ay önce göreve başlamış 4 bağımsız yöneticiye mal ederseniz, ilk önce bu şehri inkâr edersiniz.

Bakın bu başarı kimin ben size anlatayım. Gerçi biliyorsunuz ama biz yine de yazalım. En azından belki bu vesile ile sizin kahramanlarınız olan bağımsız yöneticilerde bu şehir ve bu şirket nereden nereye gelmiş öğrenmiş olurlar.

Bu başarı; “ Gerekirse Haddehane Meydanında kendimi yakarım, bu tesisi yine de kapattırmam” diyen Merhum Metin Türker’in.

Bu başarı; işçi, memur, emekli, esnaf demeden, 7’den 70’e, o efsane liderin peşinden yürüyen, günlerce süren eylemleri ile Ankara’daki hükümetleri titreten tüm Karabük halkının.

Bu zafer, birileri “Sakın hisse filan almayın, 6 ay sürmez, bu şirketin hurdası satılır” çağrısı yaparken, bırakın elini, kafasını taşın altına koyan, Yolbulan’ların, Güleç’lerin ve Yücel’lerin.

Ha şimdi birileri diyebilir ki; “Risk aldılar ama servetlerine servet eklediler” Kimse unutmamalıdır ki, ticaret aynı zamanda bir risktir. Kim bilir belki de aldıkları bu risk yüzünden tüm servetlerini kaybedeceklerdi. Kaldı ki bu üç aile bir dönem elini yönetimden çekti, o dönem şirket, 1 kg cevhere, 1 kg kömüre muhtaç hale geldi.

Tabi birde bu olayın siyasi kahramanları var. Kronolojik olarak gidecek olursak şüphesiz ilk isim, özelleştirme sürecindeki hükümetin küçük ortağı SHP’nin İlçe Başkanı Erdoğan Dinçel. Bunu ben söylemiyorum, Gazeteci Faruk Bildirici, dönemin Başbakanı Tansu Çiller ile ilgili yazdığı ‘Maskeli Leydi’ kitabında diyor ki; “Genç bir avukat olan dönemin SHP İlçe Başkanı Erdoğan Dinçel, Skoda marka kırmızı aracı ile Karabük-Ankara arasını yol etti, Genel Başkanı Karayalçın’ı ikna ederek DPT’de yeni bir komisyon kurulmasını sağladı, KARDEMİR kurtuldu, ancak her zaman olduğu gibi zaferi Maskeli Leydi sahiplendi, bir yılbaşı akşamı Karabük Valiliği önünde kahramanlar gibi karşılandı”

KARDEMİR dostu siyasilere 57. Hükümeti, özellikle de DSP ve MHP kanadını ekleyebiliriz. DDY ile KARDEMİR arasında ilk ray anlaşmasının o zaman yapıldığını unutmayalım.

Dönemin DSP Karabük Milletvekili Dr. Erol Karan’ın KARDEMİR için yaptıklarının ise bizzat şahidiyim. En az benim kadar o dönemin Çelik-İş Sendikası ve KARDEMİR yöneticileri de şahit.

Hele bir olay var ki, aklımızı kaybetsek unutamayacağımız cinsten; Sene 2001. Malum ekonomik krizin olduğu dönem. Türkiye’de birçok şirket batmış. Ancak KARDEMİR, Karaoğlan için ayrı bir önem taşıyor. KARDEMİR’in kurtarılması talimatını veren merhum Bülent Ecevit, konuyla ilgili kurulan komisyonun başına da bölgenin bakanı olması münasebetiyle bir zat-ı muhterimi görevlendiriyor. O sırada DSP parçalanıyor, o bakan ve ekonominin patronu da İsmail Cem’in partisine katılıyor. Giderken de, kabinenin büyük bölümünün imzaladığı KARDEMİR Kararnamesini yok ediyorlar. Rahmetli Ecevit hastaneden yeni çıkmış. Sayın Erol Karan ve birkaç vekil kendisine geçmiş olsuna gidiyoruz. Erol Bey KARDEMİR konusunu hatırlatıyor, “Nasıl olur, daha çözülmedi mi?” diyor ve yeni Ekonomi Bakanı Sayın Masum Türker’i arıyor; “Masum Bey, Zonguldak, Karabük ve Bartın benim için çok özel bölgeler, lütfen bu işi ivedilikle halledin” diyor. Kararname bir hafta içerisinde tüm kabine üyeleri tarafından imzalanıyor ve rahmetli TBMM’deki odasında bizzat şahsımıza verdiği röportaj ile Karabük’e müjdeyi veriyor.

Ardından seçimler gerçekleşiyor, AK Parti iktidara geliyor. “Devlette devamlılık esastır” ilkesi harekete geçiyor, Sayın Cumhurbaşkanımız henüz milletvekili bile değilken; “Acilen KARDEMİR işini çözüm” emrini veriyor, komisyonun başına da, bölgenin bir insanı olan Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin’i görevlendiriyor.

Abdullah Gül Hükümeti henüz güvenoyu almamış, hükümet bütçesi görüşülmemiş, ama hükümetin neredeyse yarısı KARDEMİR’e kafa yoruyor. Sayın Şahin kendi odasında bazı bakanlarla toplantı üzerine toplantı yaparken, Sayın Ali Babacan’da, rahmetli Mutullah Yolbulan ve Sayın Kamil Güleç ile odasında toplantı yapıyor.

Bu muhteşem tablonun en büyük ressamları ise şüphesiz; yeri geldiğinde şirketinin geleceği için aylarca ücretsiz izine çıkan, maaş almayan, yeri geldiğinde de yıllarca sıfır sözleşmeye imza atma fedakârlığı gösteren şanlı Çelik İşçisidir.

Onun için kimse yeni kahramanlar çıkartmaya kalmasın. Kahramanları yalakalar değil tarih yazar. Karabük’ün ve KARDEMİR’in kahramanlarını da tarih çoktan yazmıştır.

Bu vesile ile KARDEMİR’in bu günlere gelmesinde emekleri olup, hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara da sağlıklı ömürler diliyorum.

YORUMLAR






    0 YORUM