İcraat bekliyoruz beyler…!

Heyetlerin biri çıkıyor diğeri giriyor. Herkes bağlılıklarını bildiriyor. Hatta birkaç kez ziyarete gidenler bile var. Görünen o ki, Prens Hazretleri kendisini mağdurmuş gibi gösterip, yaşanan gelişmeleri iade-i itibar gibi lanse ediyor. Aslında işin aslı öyle değil tabi. Bundan 3 yıl önce kendisine Kamil Bey tarafından “Ya sen başkan ol, ya da ben olayım” denildiğinde; “Hayır […]

İcraat bekliyoruz beyler…!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 26 Kasım 2019 - 0:26 'de eklendi ve 723 Kez Okundu


Heyetlerin biri çıkıyor diğeri giriyor. Herkes bağlılıklarını bildiriyor. Hatta birkaç kez ziyarete gidenler bile var.

Görünen o ki, Prens Hazretleri kendisini mağdurmuş gibi gösterip, yaşanan gelişmeleri iade-i itibar gibi lanse ediyor.

Aslında işin aslı öyle değil tabi.

Bundan 3 yıl önce kendisine Kamil Bey tarafından “Ya sen başkan ol, ya da ben olayım” denildiğinde; “Hayır Talat ağabeyim olacak” demeseydi, bugün çok farklı bir KARDEMİR ve çok farklı bir Karabük olacaktı.

İşin trajikomik tarafı ise; “Ak Parti düşmanları KARDEMİR’i ele geçirmesin” diye hükümet tarafından Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi olarak atanan 3 Ak Parti eski milletvekilinin bugün, dün hükümet karşıtı olarak gördükleri insanlarla birlikte hareket etmesi!

Peki, neler oluyor, süreç nasıl yaşanıyor?

15 gün sonra yapılacak olan yönetim kurulunda gündeme gelmesi beklenen seçim, bir anda 15 gün öne çekiliyor, kayınbirader önerge veriyor, bağımsızlar haberleri yokmuş gibi “Aaaa bu da nerden çıktı” deyip izin isteyerek salondan çıkıyor, 5 dakika sonra da salona dönüp “Biz büyüklerimizle görüştük, Mustafa Beye oy veriyoruz” diyor.

5 dakikada kiminle görüştünüz? Kim ya da kimlere ulaştınız? Kime neyi anlattınız? Girdiğiniz odaya Karabüklü Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Osman Kahveci’yi neden almadınız? Yoksa, tüm bunların senaryo olduğunun ortaya çıkmasından mı korktunuz?

Yalnız “Kişinin aynasıdır iş lafa bakılmaz” diye bir atasözü var malum. Umarız KARDEMİR’in akıbeti de Karabükspor gibi olmaz. Dileriz, kulüpteki yönetim anlayışı şirkette de hâkim kılınmaz. İnşallah, yurtdışında devlet ve hükümet düşmanlığı yapanlar, ortaklarıyla birlikte eskisi gibi şirkette cirit atmaz, pazarlamacılık yapmaz.

Tabi, en büyük temennilerimizden biri de, birileri tarafından hazırlattığı iddia edilen ve geçtiğimiz aylarda uzun süre tartışılan raporun işleyişinin durması.

Bunu neden söylüyoruz?

İlk önce Genel Müdür Ercüment Ünal gitti. Ardından, bu şehrin yetiştirdiği, alanında ülkemizin en önemli isimlerinden biri olan pırıl pırıl bir beyin olan Ahmet Aycan’ın iş akdi feshedildi. Süreç, Harun Cebeci’nin yetkilerinin budanması ve Figen Dikilitaş’ın işine son verilmesiyle devam etti. Tüm bu operasyonlarda iki ortak nokta vardı. Bunlardan biri,  operasyonlara kurban giden isimlerin tamamının, dolaylı ya da direkt olarak konuşulan raporda yer alması, diğeri ise bu isimlerle ilgili kararlarda bugün birlikte hareket eden yönetim kurulu üyelerinin, o günde aynı yönde oy kullanması.

Şimdi artık mühür sizde. (Gerçi mührün kimde olduğu da tartışılır da…) O zaman icraatlarınızı görelim.

Madem, Ercüment Ünal’ı, Ahmet Aycan’ı Kamil Güleç göndermişti, o zaman siz geri getirin.

Madem, Karabükspor’a para verilmesini Güleçler engelliyordu, o zaman önce siz alacaklarınızı silin. Maaşlı personeliniz Hakan Ayvaz tarafından hazırlanan kulübün kurtuluş reçetesinde yer alan yaklaşık 120 milyonluk sponsorluk önergesini yönetime getirin ve başkanlık seçiminde olduğu gibi 3’e karşı 8 oyla geçirin.

İş akdi feshedilmesine rağmen, elindeki kulüp kaşesi ile binde 3’leri sizin adınıza tahsil etmeye devam eden Hakan Ayvaz’ın kulüpten çektiği paraları iade edin.

İmtiyazlı ortak olarak aldığınız ürünleri, üzerine 15-20 dolar koyarak haddecilere ve demir tüccarlarına satmaya devam etmeyin.

Bu ülkeye demir çeliği öğreten insanların başına, sağdan soldan hayatlarında entegre tesis görmemiş adamları yönetici olarak getirmeyin. Kadrolaşmaya ve cemaatleşmeye izin vermeyin. Karabük’ün değerlerine sahip çıkın.

Bırakın, yok belediyenin mali durumu kötüymüş de, Belediye Başkanı onun için KARDEMİR’e saldırmaya hazırlanıyormuş laflarını. “Bize el ense çekiyor” edebiyatlarını..

Geçiniz, İran’da hükümetin benzine yaptığı % 50 zamda neymiş ki, Türkiye’de hükümet elektriğe % 70, doğalgaza % 60 zam yaptı sözlerini.

Kaldı ki bizim tanıdığımız Rafet Vergili el ense filan çekmez, direkt paçaya dalar!

Zaten kendisi de saklamıyor. Lafı evelemiyor, gevelemiyor, “Aldım ve bundan sonra da alacağım, kaldı ki cebime de almıyorum, Karabük’e alıyorum” diyor.

Huzur hakkını karısı üzerine temlik eden Prens Hazretleri,

Ayda bir toplantıya gelerek 100 bini cebine indiren Angarılı BÜLO,

Malatyalı ÖFÖ,

Adıyamanlı MAHO

Siz bana şunun cevabını versenize; sizin vekilliğinizi yaptığınız memleketlerde böyle bir kaymak var mı?

Ne güzel dünya be; 3 yıl bağımsız yöneticilik yapıyorsunuz, ayda 100 binden 3 yılda 3.6 milyon…!

Tabi, bir 3 yıl daha atanma hakkınız var. Onu da uygun görürlerse 7.2 milyon…!

Ayda bir toplantı olacak, 6 yılda 312 toplantı yapacaksınız, yaklaşık 7.2 milyonu cebe atacaksınız (tabi bu arada zam yapmazsanız, zammı da eskisi gibi TEFE ve TÜFE yerine ÜFE’ye göre yaparsanız bu rakam daha da yükselecek) sonra da ortaya çıkacak, Karabük’ün Şehri-Emininin bu şehir için isteklerine karşı çıkacak, bunun adına da ‘Hissedarların haklarını korumak’ diyeceksiniz öyle mi?

Hadi işinize bakın ya..!

Dağ başını duman almış, yürüyelim arkadaşlar…..

YORUMLAR






    0 YORUM