Davalar ve muhataplar…!

25 yıllık gazeteciyim. Bu süre zarfı içerisinde hiçbir zaman Karabük ölçeğinde yetinmedim. Yeri geldi ülkemizin üst düzey yöneticilerine şehrimizin konularını taşıdım, yeri geldi ülkemizle dost ve akraba toplulukların yaşadığı ülkeler arasında köprü olmaya çalıştım. Hamdolsun ki bu süre zarfı içerisinde hakaretten ve yalan haberden şahsi olarak hiç cezada almadım. Bu güne kadar aldığım iki cezadan […]

Davalar ve muhataplar…!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 02 Mayıs 2019 - 1:32 'de eklendi ve 10.151 kez görüntülendi.


25 yıllık gazeteciyim.

Bu süre zarfı içerisinde hiçbir zaman Karabük ölçeğinde yetinmedim. Yeri geldi ülkemizin üst düzey yöneticilerine şehrimizin konularını taşıdım, yeri geldi ülkemizle dost ve akraba toplulukların yaşadığı ülkeler arasında köprü olmaya çalıştım.

Hamdolsun ki bu süre zarfı içerisinde hakaretten ve yalan haberden şahsi olarak hiç cezada almadım. Bu güne kadar aldığım iki cezadan biri; Sorumlu Yönetim Kurulu Başkanı olduğum dönemde yapılan bir haberden, diğeri de yine Sorumlu Genel Müdür olduğum dönemde kullanılan telifsiz 15 saniyelik bir müzikten.

Ancak ne hikmetse 31 Mart Yerel Seçimlerinin ardından vaktimin büyük bölümü ifadelerde geçiyor.

Peki, neden?

Bürokratın biri gecenin bir yarısı benim sosyal medya hesabımın duvarında, benimde desteklediğim bir aday ile ilgili paylaşımlar yapıyor, biz de gazeteci dili ve halkın anlayacağı şekilde bir cevap verince dava açıyor.

Şimdi sizlere soruyorum; Bir bürokrat, hemde üst düzey bir bürokrat, muhalefete mensup bir adayı eleştirip, iktidara mensup bir aday için olumsuz bir cümle kullanmazsa ona ne denir?

YALAKA…!

Peki “yalaka” kelimesinin Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ndeki karşılığı nedir?

Dalkavuk…

Peki, “dalkavuk” ne demek?

“Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse…”

Kendisini Bölge Müdürü yapan bir  partinin karşısında, o partinin adayının da birçok eksiği varken, yalnızca muhalefet partisine mensup bir adayı eleştiriren  ne yapmış olur?

Tabi ki iktidarın dalkavukluğunu…!

Gelelim bir diğer davaya;

Bu aralar o kadar yoğunum ki, inanın ifadelere yetişemiyorum!

Bu şikayet daha da komik.

Partinin 3 kontenjan adayından biri; geçmiş dönemde partisinin belediye başkanlığını, milletvekilliğini, bakan yardımcılığını, şu anda da genel merkez yöneticiliğini yapan bir isimle ilgili sahte bir nickle hakeret içeren yorumlar yapıyor.

O beyefendi de bunun üzerine Bilişim Suçları Dairesine suç duyurusunda bulunuyor ve bunun üzerine olay patlıyor. Bu haberin şahsıma ulaşmasının ardından olayın muhatabı Sayın Mehmet Ceylan’ı aradım; “Böyle bir iddia var, bu doğru mu?” diye sordum.

Kendisi de; “Evet, ne yazık ki böyle bir olay oldu, ancak kendisi olayın  ortaya çıkmasının ardından birçok hattırını kıramayacağım insanı araya soktu ve bende davamdan vazgeçtim” dedi.

Şimdi biri bana şunu söylesin;

Ben yarın mahkemeye gidince; “Bu adam budur, bende bunu kastettim” nasıl diyeceğim?

Ben isim vermedim, hatta kısaltılmış ismini bile yazmadım, 3 kontenjan adayı varken birtek bu adam; ‘Bu benim’ diye ortaya çıkıyorsa, ben nerede hata yaptım, nerede suç işledim, şahsın bu şikayeti bile bir itiraf ve suçu kabul değil midir?

Şahısın şahsıma dava açtığı kelime ise heber içerisinde kullanılan “Çakal” ifadesi.

Peki, “Çakal”ın Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanımlarındaki anlamı ne?

“Kurnaz…”

Peki, size soruyorum; Ak Parti’de Belediye Başkanlığı, Milletvekilliği, Bakan Yardımcılığı, Genel Merkez Yöneticiliği yapmış bir insana, yine aynı partiden değişik görevlere aday adayı ve aday olan bir şahsın sahte nicklerle karalayıcı yorumlar yapması bir çakallık, yani kurnazlık mıdır?

Takdir yüce yargının elbette…

Gelelim finale;

TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK AĞAÇ İŞLERİ PROFESÖRÜ hakkımda dava açmış..!

Dava tamamen siyasi..!

Çünkü avukatı da, kendi Belediye Meclis Adayı ve şu andaki üyesi de….!

Peki, ne demiş?

“Bana megolaman dedi” demiş…!

Peki bu kelimenin Türk dil Kurumu’ndaki anlamı ne?

“Kendini çok büyük gören kimse…”

Bizde ifademizde şunları söyledik; “Bu kendisini o kadar büyük görüyor ki, hatta kendisini Türkiye Cumhuriyeti’nden bile üstün görüyor; ‘ Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bile vermediği iade-i itibari Abdülhamid’e verdim” diyor dedik…!

Şahsımızla ilgili şikayet içeren bir diğer iddia ise; “Bize münafık dedi…!”

Peki, münafık nedir?

Bu kelime toplum içerisinde; iki yüzlü, görüldüğü gibi yaşamayan anlamında kullanılır.

O zaman okurlarımıza sorarız; Başta Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, herhangi bir Ak Partili’nin cumhurbaşkanı olmasını engellemek üzere yapılan mitinglere , yani Cumhuriyet Mitinglerine bizzat katılıp, hatta o mitinglere katılımı organize edip, ardından da o partiden milletvekili, milletvekili ve belediye başkan adayı olana ne denir?

Yazılacak ve sorulacak çok şey var. Ama bu saatten sonra ben o toplara girmiyorum.

Devem adecek olsam şuradan başlardım; “TÜRKİYE’NİN EN YAKIN DOSTU AZERBAYCAN’IN EL KOYDUĞU KAFKAS ÜNİVERSİTESİ’NDEN A.Ö’YÜ KARABÜK ÜNİVERSİTESİ’NE KİM ALDI VE HANGİ GÖREVLERİ VERDİ….?”

Sonra şunu soruyorlar, hatta gaz veriyorlar;

“Bunu ne için yaptın..?”

Şunu asla aklınızdan çıkartmayın fındık beyinliler;  biz hiçbir şeyi kendimiz ve şahsi çıkarlarımız için yapmayız, bizim tek derdimiz vatandır, inandığımız liderin zafere ulaşmasıdır, gerisi bizim teferruattır…!

YORUMLAR






    0 YORUM