TEK ÇARE SAYIN BÜYÜK..!

KARDEMİR’de yaşanan iç çekişme her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. SPK’nın verdiği son karar ile işler bir başka boyut kazanırken, şirkette yüz milyonlarca liralık zararlar açıklıyor. Kısacası artık birilerinin bu duruma birinin dur demesi gerekiyor. KARDEMİR’de son 1.5 yıldır yaşanan kavga her geçen gün kapanmaz yaralar açıyor. Bir taraftan Karabük’ün yetiştirdiği birbirinden değerli isimler […]

TEK ÇARE SAYIN BÜYÜK..!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 16 Ağustos 2020 - 21:18 'de eklendi ve 2.214 Kez Okundu


KARDEMİR’de yaşanan iç çekişme her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. SPK’nın verdiği son karar ile işler bir başka boyut kazanırken, şirkette yüz milyonlarca liralık zararlar açıklıyor. Kısacası artık birilerinin bu duruma birinin dur demesi gerekiyor.

KARDEMİR’de son 1.5 yıldır yaşanan kavga her geçen gün kapanmaz yaralar açıyor. Bir taraftan Karabük’ün yetiştirdiği birbirinden değerli isimler değişik tezgâhlar ve ayak oyunlarıyla şirketten ve Karabük’ten uzaklaştırılıyor, diğer taraftan da kapalı kapılar arkasında hazırlatılan raporlar doğrultusunda başlatılan kadrolaşma hamlesi tam gaz devam ediyor. İş bilmez, hayatlarında entegre tesis görmemiş ehliyetsiz insanlar şehrimizin olmazsa olmazı kurumunda etkin yerlere geliyor. Tabi bunun sonucunda çöküşte kaçınılmaz oluyor ve şirket yılın ilk yarısını 323.6 milyon zararla kapatıyor.

Yönetimin bahanesi ise hazır tabi! “Pandemi süreci bizi de vurdu…”

Tabi biz bu hikâyelere inanmıyoruz. Çünkü bizi yıllarca kriz palavralarla avuttular. Onun için bu laflara artık karnımız tok. Bir gerçek var, o da şirketin iyi yönetilmediği..!

Bize göre şirket yönetiminde, sektörü ve bölgenin gerçeklerini bilmeyen yöneticilerin ve profesyonellerin yer almasının KARDEMİR’in bu durumda olmasında büyük etkisi var. Yeni Genel Müdür Sayın Necdet Utkanlar son derece beyefendi, sektörü bilen, iyi bir kadro kuracak tecrübeye sahip bir isim. Umarız en kısa sürede ekibini kurar ve vakit kaybetmeden çalışmalarına başlar.

Ancak aynı durumun önümüzdeki genel kurulda yönetim kurulunda da yaşanması gerekiyor. Bağımsız üyelerin sektörü ve Karabük’ü bilen insanlardan oluşması gerekiyor. O insanların, imtiyazlı ortaklar arasında çizdiği zikzaklarla şirketi uçuruma sürüklemek yerine, KARDEMİR’i içinde bulunduğu bunalımdan çıkartıp, hedeflerine taşıyan insanlar olması gerekiyor.

Bize göre bu kriz bir tek şekilde aşılır. O da Sayın Büyüğün Yönetim Kurulu Başkanı olmasıyla..!

Peki, neden Sayın Büyük?

Bir kere Sayın Büyük KARDEMİR konusuna hiç uzak bir isim değil. Çünkü şirketi içinde bulunduğu darboğazdan kurtaran kararname, onun başkanlığında kurulan komisyonun yaptığı çalışmalarla hayata geçmişti. Zaten Karabük Milletvekilliği döneminde de şirketteki gelişmeleri bire bir yakından takip etmişti.

Sayın Büyük olursa ne olur?

Bir kere burada kavga biter.

Bir takım grupların tozlu raporlar doğrultusunda yaptığı kadrolaşma son bulur, Karabük’ün çocukları doğranmaz.

Ahmet gidip Hasan gelmez,

Harun gönderilip Murat getirilmez,

Fatura Figen’e kesilip dosyalar kapatılmaz,

Sait kızağa çekilip birileri prens ilan edilmez..

Sayın Büyük ayrıca küçük işlerle uğraşmaz.

KARDEMİR ve Karabük Filyos’un neresinde olacak ona kafa yorar. Bu şirket ülkenin savunma sanayisine ne gibi katkılar yapabilir ona çalışır. Kısacası KARDEMİR onun döneminde yarı KİT olur, Ankara’nın kapıları da sonuna kadar açık olur.

Karabük Belediye Başkanı Sayın Rafet Vergili son milletvekili seçimleri öncesi bir çıkış yaptı ve dedi ki; “Gerekirse tüm Karabük saraya çıkalım ve Sayın Cumhurbaşkanından Mehmet Ali Beyin bir dönem daha milletvekili olmasını isteyelim, çünkü Türkiye yeni bir sisteme geçiş yapıyor ve bu sistemde güçlü milletvekilleri bizim gibi şehirler için çok önemli..”

Bugün baktığımızda Sayın Vergili’nin ne kadar haklı olduğunu hep birlikte görüyoruz.

Gerek kişiliği, gerekse de siyasi duruşu ile toplumun büyük kesiminin güvenini kazanmış Sayın Başkana şimdi bir görev düşüyor.

Sayın Başkan yarım kalan planını tamamlamalı ve en kısa sürede hedefinde olan o saray ziyaretini gerçekleştirmeli.

Siyasi partiler,

Ticaret ve Sanayi Odası,

Esnaf Odaları Birliği,

Öz-Çelik İş Sendikası,

Haddeciler Derneği,

Emekliler Derneği gibi kurum ve kuruluşlarda kendisine destek olmalı.

Ha Sayın vekiller mi?

Onlar gitsin, Malatyalı, Ankaralı, Adıyamanlı dostlarıyla kol kola yürüsün, onlara kürsülerden methiyeler düzsün!

Bunları neden mi söylüyoruz?

Çünkü köprüden önceki son çıkış..!

Ya Karabük’ü Karabüklüler yönetecek, ya da amcanın biri buraya gelip çökecek, KARDEMİR’in ürettiği kütüğü Filyos’tan gemiye yükleyip, ya İskenderun’a, ya da Cezayir’e indirecek. Bizde kütüğü artık yalnızca orman depolarında göreceğiz. Tabi bu sırada Karabük’teki tüm haddehanelerin kapılarına da kilit vurulmuş olacak. Kısacası atlar tepişirken olan çimlere olacak!

Şimdi birileri diyecek ki; “Sayın Büyükten Yönetim Kurulu Başkanı olur mu?”

Neden olmasın?

Abdülkadir Aksu’dan Vakıfbank’a Yönetim Kurulu Başkanı oluyor da, Sayın Büyükten KARDEMİR’e neden Yönetim Kurulu Başkanı olmuyor?

Ya da; Sayın Mehmet Ceylan’la birlikte vekillik ve Genel Merkez yöneticiliği yapan Afif Demirkıran’dan Turkcell’e Yönetim Kurulu Üyesi oluyor da, Sayın Ceylan’dan neden KARDEMİR’e Yönetim Kurulu Üyesi olmuyor?

Bu şehrin binlerce yetişmiş değeri dururken; Konya’dan kalkan bir uçaktan kafamıza paraşütle bir vekil atılıyor? Bu şehrin çocuklarından profesör olan, ya da rektörlük yapan kimse yok mu?

Ya da, ülkeyi demir ağlarla ören, cumhuriyeti inşa eden şehir Karabük’te demir çelikten anlayan kimse yok mu da; Ankara’dan, Malatya’dan, Iğdır’dan ve Adıyaman’dan, hem de sektörle hiç ilgisi olmayan insanlar bize yönetici olarak gönderiliyor?

Ak Partili olacaksa; Mehmet Ceylan olsun, Ali Öğüten olsun.

Cumhur İttifakı Üyesi olması şartsa; Rafet Vergili olsun.

Sektörü bilen birileri olacaksa; Mehmet Mescier olsun, Pehlivan Baylan olsun.

“Hem Karabüklü olsun, hem sektörü bilsin, hem de bizden birileri olsun” diyorsanız da sorun yok. Çünkü bu isimlerin hepsi hem sizin cenahtan, hem Karabüklü, hem de demirden adam yaparlar..!

Bizim tek felsefemiz var; “Türkiye Türklerin, Karabük Karabüklülerindir…”

Tek çıkış noktamız bu.

Yarın çok geç olabilir…!

 

 

 

YORUMLAR






    0 YORUM