İş dünyası bankalara ateş püskürüyor

Siyaset istediği kadar kriz yok desin, biz gördüğümüze inanırız. Nereye gidersek gidelim yaprak kıpırdamıyor. Ankara, Kastamonu, Bartın fark etmiyor, başta esnaf olmak üzere, toplumun her kesimi kan ağlıyor. Hiç şüphesiz krizlerde en fazla gündemde olan kurumlar bankalar. Hükümetler bu kriz dönemlerinde iş dünyasına yönelik, “Cansuyu”, “Nefes Kredisi” gibi değişik destek programları hazırlıyor ve bunları da, […]

İş dünyası bankalara ateş püskürüyor
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 08 Kasım 2018 - 0:20 'de eklendi ve 343 Kez Okundu


Siyaset istediği kadar kriz yok desin, biz gördüğümüze inanırız. Nereye gidersek gidelim yaprak kıpırdamıyor. Ankara, Kastamonu, Bartın fark etmiyor, başta esnaf olmak üzere, toplumun her kesimi kan ağlıyor.

Hiç şüphesiz krizlerde en fazla gündemde olan kurumlar bankalar.

Hükümetler bu kriz dönemlerinde iş dünyasına yönelik, “Cansuyu”, “Nefes Kredisi” gibi değişik destek programları hazırlıyor ve bunları da, KOSGEB, Kredi Garanti Fonu gibi kurumların yanında, bankalar aracılığıyla hayata geçiriyor. Tabi bankalar da bu programları uygularken resmen dalga geçiyor! Vergi ve SGK prim borcu yoktur yazısı istiyor, takipte olan kredisi olmama şartı koyuyor, yani resmen diyor ki; “Sana bu krediyi vermem”

Peki, böyle olunca ne oluyor?

Borcu bulunmayan, bu kredilere zerre kadar ihtiyaç duymayanlarda bu imkânlardan bir güzel faydalanıyor, arabasının modelini yükseltiyor, evini filan değiştiriyor. Kimsede çıkıp bu bankacılara; “Ulan adam zaten vergisini, sigortasını ve kredisini ödeyebilse, senin cansuyu ve nefes kredine neden ihtiyaç duysun ki” demiyor.

Gelelim güncel konumuza, şehirde en fazla konuşulan konuya; Birçok iş insanımızın bankalardan kullandığı krediler var. Birçoğu da tüm zorluklara ve ekonomik darboğaza rağmen taksitlerini ödüyor. Ancak konuşulanlar doğruysa bazı banka yöneticileri insanlara adeta zulüm ediyor. Bazı işadamlarımız makama çağrılıp, aylar önce aldıkları kredilerin yeniden güncel faiz oranlarından düzenlenmesi teklif ediliyor, bazılarından da kredinin tamamını ödemesi isteniyor.

Anlayacağınız, bir taraftan siyaset kurumu iş dünyasını rahatlatmaya çalıştığını söylüyor, diğer taraftan devletin bankacıları bu insanların burnundan fitil fitil getiriyor. Adeta diyor ki; yatırım yapma, üretim yapma, istihdam yaratma, gel paranı bana yatır, al tıkır tıkır faizini, paşa paşa ye.

Bakın, bu bankaları kuranlar, ülkenin zor durumlarında insanımıza destek olsun diye kurdu.

Ecdat Ziraat Bankasını, Tüpçü Efendi ülkenin en büyük medya grubunu satın alıp, yandaş olsun diye, Ulu Önder Halkbank’ı,  oraya buraya para yağdırın diye kurmadı. Çiftçiye, esnafa, tüccara destek olsun diye kuruldu bu bankalar. Siz ise bırakın destek olmayı, köstek oluyorsunuz.

Karabük halkı, esnafı, tüccarı kanunlara saygılıdır. Devletine karşı sorumluluklarını yerine getirir. Vergisini, sigortasını, kredisini öder, bankaları hortumlamaz. Ama sizde lütfen biraz dikkat edin, bu insanları da uysal koyun gibi görmeyin!

Ha bu arada, “Mehmet Ali Şahin önümüzü kapatıyor, onun yüzünden hizmet edemiyoruz” cümleleriyle beceriksizliklerine kılıf uyduran ZÜBÜK’ler, Sayın Büyük o bankaların genel müdürlerini Karabük’e çağırıp okul yaptırıyordu. Sizden okul isteyecek kadar acımasız değiliz, işadamlarımızın karşılaştıkları şu haksızlıkları giderin bize yeter.

Son olarak banka yöneticileri bir kez daha uyarıyoruz. Şehir tam anlamıyla barut fıçısı. İş dünyası resmen size ateş püskürüyor. Ellerinden gelse sizi bir kaşık su da boğacaklar. Bizden söylemesi…

YORUMLAR






    0 YORUM