10 OCAK MIŞ…!

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…! Evet, gazeteciler eskiden çalışırmış. Hatta ‘çalışırdı’ da diyebiliriz. Çünkü bizim bu mesleğe başladığımız dönemde, yani çeyrek asır öncesinde bile biz gazeteciler çalışırdık. Bırakın yalnızca diğer kurumlarla mücadele etmeyi, kendi kurumumuz arasında bile yarışırdık. Şehrin gündemini bir tutar, biz belirlerdik. Valiler, milletvekilleri, kaymakamlar ve bürokratlar bizleri takip eder, bizlerin oluşturduğu gündem […]

10 OCAK MIŞ…!
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Bu haber 08 Ocak 2021 - 22:53 'de eklendi ve 47 Kez Okundu


10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…! Evet, gazeteciler eskiden çalışırmış. Hatta ‘çalışırdı’ da diyebiliriz. Çünkü bizim bu mesleğe başladığımız dönemde, yani çeyrek asır öncesinde bile biz gazeteciler çalışırdık. Bırakın yalnızca diğer kurumlarla mücadele etmeyi, kendi kurumumuz arasında bile yarışırdık.

Şehrin gündemini bir tutar, biz belirlerdik. Valiler, milletvekilleri, kaymakamlar ve bürokratlar bizleri takip eder, bizlerin oluşturduğu gündem doğrultusunda çalışmalarını yapardı

Peki ya sonra?

İktidar olasıya kadar yerel basının kapısından ayrılmayanlar, elde ettikleri zaferde en büyük payın yerel basında olduğunu söyleyenler koltuğa oturunca bir anda nerden geldiklerini unuttular, önce aldatılıp hainlerle aynı manşetlerden ve ekranlardan bu millete hitap ettiler, sonra da çayın taşıyla çayın kuşunu vurup kendi medya imparatorluklarını kurdular!

Bugün neymiş? 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ymüş…!

Size neremizle gülmemiz gerekir acaba?

İktidar- muhalefet, STK-İş Dünyası ayırmaksızın tüm sivil toplum; siz bu ülkede çalışan gazeteci bıraktınız mı ki bugün kutlama yapıyorsunuz?

Sorarım sizlere; Bu ülkenin medya patronlarının kaçı gazeteci kökenli?

Türkmenistan’daki tekstilciyi, çimentocuyu getirip devletim imkânlarıyla medya patronu yaptınız,

Bu ülkede çiftçi ve hayvancı inim inim inlerken Ziraat Bankası kredileriyle tüpçüyü medyada amir gemisi ilan ettiniz, şimdi de çıkmışsınız 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutluyorsunuz! Rica ediyorum, susun da sizi adam sansınlar…!

Bu ülkede artık ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ filan diye bir şey yok. Çünkü bu ülkede gazetecilik yok..!

Hasbelkader bölgesel bir haber sitesi yapıyoruz ve bazı haber ajanslarına da doğal olarak üye oluyoruz.

Bir gün Kastamonu’daki bir meslektaşımızın bir hesabında, komşu ilde ulusal bir toplantının yapıldığını görüyoruz. Toplantının ev sahibi bu ülkenin en büyük iş dünyası kuruluşlarından biri. Şeref konuğu ise Maliye Bakan Yardımcısı. Haber abone olduğumuz ajansın muhabirinin kendi hesabında var, ancak ajansta yok. Bir üst makamdaki şahsı arayıp soruyoruz; “Bu haber ajansta neden yok?”.. “Hemen araştırıp dönüyorum ağabey sana..” diyor … Aynen de dönüş yapıyor. Peki ya cevap; “ Ağabey MÜ…AD bizim ajansa abone değilmiş…!”

İşte böyle iğrenç bir ortamda gazetecilik yapıyoruz. Paramızla bile habercilik yapamıyoruz! Bizim haber almak ve haber vermek için para ödememiz yeterli değil! Aynı zamanda haberini yaptırmak isteyende para ödeyecek!

Peki ya diğer cenah? Yani devlet ajansı? Ona artık ‘Devlet ajansı’ demek bile iyimserlik olur. Çünkü o devlet ajansı değil, iktidarın sesi…!

Peki, durum böyle olunca ?

Hal böyle olunca birileri de kendilerini siyaseten adam sanıyor!

Yurtdışı gezisine hazırlandığımız günlerde, abonesi olduğumuz ajanstaki bir haber gözümüzü tırmaladı. Karabük’teki birçok konuyu haber yapmayan ajans, Ankara’daki bir basın toplantısını haber yapmış!

Dedik ya, her şey abonelikten başlıyor…!

Normalde bu toplantıyı yapan şahıs, haberi servis edene ve bizlere şunu demiş; “Siz kimsiniz ki, ben sizi tanımıyorum ve adam yerine de koymuyorum. Onun içinde basın toplantımı Ankara’da yapıyorum…!”

Beyefendi bize abone olmadığı için biz haberi kullanmadık. Lakin abonelik sistemiyle çalışan ajanslar mecburen bu haberi yayınladılar. Çünkü adamdaki zihniyet şu; “Ben sana aboneyim ve dünyanın neresinde olursa olayım konuştuklarımı servis edeceksin…!”

Acı ama gerçek…!

Ne bu şehir, ne de bu şehrin basını hiçbir zaman bu kadar küçük görülmedi!

Hiçbir siyasetçi Ankara’da yaptığı basın toplantılarıyla bu şehre başkentten doğru mektup yazmadı!

Hoca Efendi Ankara’da basın toplantısı yapmış ve Karabük’e yapılacak hizmetleri anlatmış..1

Bu şehir ilk milletvekilini 1995 seçimlerine seçti. Ve o günden bu yana hiçbir milletvekili TBMM’de yaptığı basın toplantısıyla Karabük’e mesaj vermedi. Sizin bu şehre yaptığınız saygısızlığı ve siyasi ukalalığı, bu şehrin yetiştirdiği en büyük devlet ve siyaset adamı olan Sayın Büyük bile yapmadı..!

Karabük Milletvekili bile değildi. İstanbul Milletvekili ve Başbakan Yardımcısı idi. Direkt kendisi aradı; “Şükrü Mehmet’e (Çetinkaya) ulaşamıyorum, yarın üniversite kanunu meclisten geçiyor” dedi. Koşup gittik, ilk önce onunla makamında, sonrada Sayın Mehmet Ceylan, Hasan Bilir ve Ali Öğüten ile meclis bahçesinde röportajlar yaptık.

Bugün kendisini bulunmaz Hint kumaşı zanneden şahsı da o zaman bulunduğu kurumdan aforoz etmişlerdi ve ortalıkta kalmıştı. Hatta Sayın Büyükle irtibat noktasında bizlere yalvarıyordu! Ama kendisini çok iyi tanırız. Müthiş bir egoya sahiptir…!

Bu zat-ı muhtereme şimdi soralım; Sayın Büyüğün TBMM’de ya da Başbakanlıkta basın toplantısı yapacak gücü yok muydu da; o toplantılarını Karabük’te, siz mecliste yaptınız?

Toplantıyı yaptınız, peki kaç gazete kaç sütün, kaç televizyon kaç saniye bu toplantınızı haberleştirdi!

Peki, siz bunları yaparken Sayın Cumhur Ünal ne yapıyor? Az ya da çok, bu şehir ile ilgili yapılan bir hizmet ile ilgili yaptığı basın açıklamalarını tek başına yapmıyor ve sizi de işin içine ilave ediyor.

Peki, siz ne yapıyorsunuz? Dağdan gelip bağdakini ovmaya çalışıyorsunuz. Cin olmadan adam çarpmaya kalkıyorsunuz. Cumhur Ünal bu hareketin kapısında neferken, çerçi kadınları gibi başka partilerin kapsında gezdiğinizi unutuyorsunuz…!

Vekili olduğunuz şehre ve konulara o kadar uzaksınız ki…! “Ovacık’ta yaptığımız 10 Yataklı Devlet Hastanesi ihalesi ile şehrimizde Devlet Hastanesi problemini bitirdik” diyor sunuz…! Vekilliğiniz bitti halen kurumları öğrenemediniz. Hal bu ki sizin bu ayrıntıyı atlamamanız gerekirdi..! Çünkü sizin kafanız hep yukarılardadır!

Yahu, siz Ovacık’tan bahsediyorsunuz, Karabük merkezde devlet hastanesi yok ve devlet hastanesi olmayan tek vilayet Karabük. Hiç mi kafanı kaldırıp da; “KARABÜK ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ” tabelasını görmediniz….!

Lakin gelecek adına endişe etmeyiniz…!

Bana göre ufkunuz açık…!

FETÖ’den tutuklanan rektörün kardeşi bakan oldu..!

Darbenin 2 numaralı isminin ağabeyi AB Büyükelçisi..!

Birinci derece yakınları FETÖ’den tutuklanıp da mağdur edilen kimse yok. Valla bana göre önümüzdeki dönem Diyanet İşleri Başkanı olursanız hiç şaşırmam..!

Çünkü herkesin şeyine göre imamsınız…!

 

 

 

 

YORUMLAR






    0 YORUM